7 Ekim 2016 Cuma

YENİ BİR OKULA DAİR İLK GÜN GÖZLEMLERİM

 
 
 
 
Dün benim için ilginç bir öğleden sonra oldu. Geçtiğimiz Aralık ayından beri kurucusu ve ortaklarıyla zaman zaman görüştüğüm ve haberleştiğim yeni bir okulda nihayet ilk dersimi yaptım. Daha doğrusu nihayet öğrencilerime kavuştum.
 
Bu okulu çok istedim. İstememin iki ana sebebi vardı.
Birincisi yıllardır ders verdiğim Küçük Kara Balık'daki çocuklarımızın önemli bir kısmı bu okula devam edecekti. Eğer bu yeni okulun öğretmeni olursam, bizimkilerin sadece anaokul değil, ilkokul hayatlarına da eşlik edebilecektim. Üstelik konu sadece yoga değildi ki benim için, varsın başka atölyeler seçsinler, yeter  ki bahçede elma armut yerken karşılaşalım:)
 
İkinci sebep ise kurucu eğitimcinin bir konuşmasını dinlemiş ve aynı dili konuşmanın heyecanına kapılmıştım. Adam basbayağı bizim çocukluğumuzdaki okul gibi okullardan bahsediyordu. Hani biri bana Markiz Pastanesini yeniden açacağız ve o senin çocukluğunun pastaları satılacak dese ancak bu kadar mutlu olurdum!
 
O gün Bomonti'de dinlediğim konuşma çok değerliydi. Bana içinde bulunduğumuz sisteme sayıp sövmek yerine, alternatif işler için çalışmanın önemini bir kez daha hatırlattı. O gün, Bomonti sonrası buluştuğum kız arkadaşım bile heyecanımı fark etmişti. Gerçekten de istiyordum bu ekibin bir parçası olmayı. İyi işler yapan, samimi insanlara yakın durmak istiyordum.
 
Bu istek öyle uzun uzun askıda bekledi ki, bazı günler neden farklı seçeneklere bakmadım diye kendime kızdığım bile oldu. Ama içimden gelmedi... Hatta Eylül ayı yaklaşıp da görüşmelerimizin sayısı arttıkça zaman zaman iyi bir seçim yapıp yapmadığımı sorgulamaya başladım. Zira karşımda bana sesli mesaj bırakan bir yönetici vardı! Orada neler olmaktaydı??
 
Evet, tamam, okulun bildik deneyimlerimden farklı bir sunumu olmasını beklemiyor değildim, sadece bu biraz şaşırtmıştı beni. Oysa Küçük Kara Balık kurulurken de bazı zorluklar yaşamıştık.. Hafıza işte, insan güzele kolay alışıyor:)
 
Neyse, okula ulaştığımda yavaş yavaş bizimkiler göründü! Sağdan soldan kapıların arkasından koşa zıplaya gelen bu çekirgeleri tanıyordum! Öpüşmeyi seveni, sevmeyeni, duygularını belli edeni etmeyeni.. Hepsi bizim çocuklardı işte! Kucaklaştık, sarıldık, sevdik birbirimizi. İstediğim olmuştu; yeni bir okulun bahçesinde ve bizim Küçük Kara Balıklarımızla birlikteydim!
Gerisi ayrıntıydı artık, matmış, sınıfmış... gerçekten o an bir önemi kalmadı.
 
Amaaa işte asıl mucize bundan sonra gerçekleşti. Atölyeleri düzenleyen öğretmen arkadaşım beni nöbetçi öğretmene teslim etti. Ben de onun adımlarını izleyerek öğretmen odasına doğru merdivenleri tırmanmaya başladım.
Bu merdivenler turuncu! Üstelik öğretmen odası gayet ferah. Üstelik içinde hem çay, hem de filtre kahve olan bir cennet. Az mobilya, neşeli renkler. Biraz Japon, azıcık Kuzeyli bir dekorasyon!
 
Öğretmen arkadaşım bana kısaca kendi eğitim macerasını, bu ülkede anneliğe nasıl müdahale edildiğini ve o dakika içinde olduğumuz okula hangi rüzgara tutunarak geldiğini anlattı. Keyifle dinledim. Zira bu sohbetin içinde aylardır aklıma takılan bazı soruların cevapları öyle içten, öyle samimi, bir şekilde verilmişti ki, kendimi gereksiz yere yorduğumu gördüm.
 
Ona sordum "üzerinizde binlerce göz var, herkes burada neler olacağını merakla bekliyor. Bu bazen tedirgin etmiyor mu?"
Cevap "ediyor tabii, ama bütün gücümüzle çalışıyoruz.  Ve o kadar huzurluyuz ki bu yorgunluk kötü hissettirmiyor!"
 
Başka söze gerek var mı bilmiyorum. Eğer bir insan işine huzurla gidiyor ve iş yerinde sadece işiyle sınanıyorsa, bu konuda bir ekibe dahil hissediyor ve huzur duyuyorsa varsın ufak tefek aksilikler, doğum sancıları olsun! Hiç önemli değil!
 
Bu güzel sohbeti, bahçede armut yeme partisi izledi. Ardından da çocuklarla buluşup, bizim için temizlenen ve havalandırılan sınıfımıza çıktık. Yepyeni matlarımız ve eski-yeni öğrencilerimle başbaşa kalmıştım nihayet!
 
Bu, tanışma ve kuralları hatırlama-öğrenme dersi çabucak geçip gitti.
 
İlk günden bana kalan samimiyet ve huzur vaadi oldu. Şimdi beni yepyeni bir okulun heyecanı sardı. Bu yıl bol bol her iki okulum hakkında da yazacağım. Artık yeni öğretmenlere fikir vermesi için derslerden örnekler de yazacağım.
 
Herkese keyifli, neşeli bir hafta sonu dilerim:)
 
Namaste
 
 

Hiç yorum yok: