27 Mayıs 2012 Pazar

:)

Bugünün ne getireceğini bilmiyorum. Fitoterapi kursumun son günü, P. Özer'in nikah günü ve hocamın hasta yatağındaki kimbilir yol öncesi kaçıncı günü? Ama güneşli, güzel bir gün. Uyandığım, yataktan kalktığım ve tüm getirdikleriyle yaşayacağım birgün. Kaçmayacağım ve saklanmayacağım bir gün..
Suçlamayacağım, suçu üzerime almayacağım birgün. Özgür'den telefon gelse keşke diyeceğim, gün batımını sahilde geçireceğim birgün. Benden ve hayattan elimde ne kaldıysa onlarla yaşayacağım birgün. Öylesine birgün işte; az ya da fazla değil...Anlam yüklemeden, zaten var olan anlamı görmeye çalışarak yaşayacağım bir gün.

24 Mayıs 2012 Perşembe

"Sana affedilemeyecek kadar büyük hata yapan birine, akıl sınırlarının bittiği yerden başlayacak ceza vermek istiyorsan ; bütün samimiyetinle affet. Hissedilen her şeyi arşivleyen kader, kendisiyle en iyi biçimde ilgilenecektir..."
Şems-i Tebrizi

Bir hafta daha eksiliyor hayatlarımızdan. Gün içinde yüzlerce cümle kafamın içinde dolaşırken, gün sonunda onları yazıp çizemeyecek kadar yorgun, dahası isteksiz hissediyorum kendimi. Sonra ertesi sabah oluyor ve gördüğüm rüyaları, yaşadığım gerçeklerle çırpıp ortaya çıkardığım bulamacı paylaşmak istemiyorum. Bir yanım yazmak isterken, diğer yanım ne yazmak, ne de okumak istemiyor.
Böyle işte..

23 Mayıs 2012 Çarşamba

SABAH

Hiç bir uyku ertesi sabaha uyanacağımızı garanti etmez. Sabah uyandığımızda nasıl haberlerle güne başlayacağımız belirsizdir. Yine de uyanmak ister insan. Uyanamayacağı sabah, bu sabah olmasın, şimdi değil, gelecekte bir sabah olsun ister. Uzak gelecekte bir sabah.
Her sabah serçelerle uyanıyorum. Onların, adeta her tarafa fışkıran doğa karşısında söyledikleri şarkılarla. Ben mutlu olduklarını düşünüyorum. Oysa belki de sadece doğalarının gerektirdiğini yapıyorlar.
İki hafta önce sabah saat 07.00. Erenköy Ethemnefendi'den aşağıya iniyorum. Farklı bir serçe sesi duydum. Kesik kesik. Kuş cıvıltısı gibi değil de bir sinyal gibi. Bir serçe, üzerinde bir karga; onu diri diri didikliyor! Önce kovalamak istedim kargayı. Serçeyi kapıp veterinere götürebilirdim. O saatte?? Sonra karganın bu minicik avı asla bırakmayacağını, onu da alıp uçacağını düşündüm. Ve en sonunda eğer müdahale edersem büyük ihtimalle sadece ve sadece serçenin acı çekme süresini arttırmaktan başka işe yaramayacağımı anladım.
Kulaklarını kapattım. Hızla uzaklaştım oradan, sanki bu sahneyi hiç görmemiş gibi! Ama anlattım işte. İnsan ne gördüklerini, ne de yaşadıklarını unutamıyor. Acı bayatlıyor ama kesif kokusu hep hafızada, hep pusuda kalıyor.

22 Mayıs 2012 Salı

YOGA MI VAR AKLINIZDA? HADİ O ZAMAN!

Gurudwara Ashram
'YogaBaharı’
Gurudwara Ashram’da
Haziran Ayı sonuna kadar;
Her CumartesiYeni bir Stil
Yeni BirWorkshop ile
'Yoga Baharı'nı
Kutlayacağız...
İçimizde esen rüzgarlarla eğilip bükülecek,
güneşi selamlayıp,çiçekler açarak baharı kutlayacağız..
Davetlimizsiniz...
Her Cumartesi saat 14.00
Sadece 15TL

21 Mayıs 2012 Pazartesi

İçinden, tam ortasından geçişime izin verilen hayatlar oldu. Geçerken de, daha sonra ardıma baktığımda da hep kıymetlerini bildim. Kimi toprağı, kimi suyu öğretti bana. Bazısı havada koşmayı... Kulağa gerçek dışı gelse de bütün bunlar oldu. Bir  tek ateş kalmıştı, içinden geçmediğim, onu da yaşadım şükür.
Dün beni o bahçeye götüren sebebi düşündüm. Tanıdığım her insanın beni tam da olmam gereken yerlerde gezdirdiğini gördüm.. Yağmuru, bitkileri seyrettim. Ayağımın dibindeki çörekotunun güzelliğini fark ettim. Oturup anlatmak istedim ona, buraya nasıl geldiğimi. Onunla tanışmama sebep olan yolculuğumu. Sonra sustum. Çörekotu zaten bütün bunları biliyordu. Yeni öğrenen bendim!
Toprak ananın sınıfına yaptığım devamsızlığa son vermeme sebep olanı, yakında ona geri vermem gerektiğini bilsem de yaşanmışlıklarımız için toprağa, ateşe, havaya ve suya minnet ettim. Eğildim.




18 Mayıs 2012 Cuma

İÇİME SİNMEYEN

İlk dakika içime sinmeyen bir insan için son gün aynı şeyi hissediyorsam, aradakileri neden yaşıyorum? Bu kadar kıymetsiz mi varlığım ve zamanım? Aldığım dersler çok pahalı olmaya başladı. Hayatla alışveriş şeklimi acilen değiştirmeli ve hiçbir ilişki için ederinden fazlasını ödememeliyim. Artık insanlara bana verdikleri ders için değil, kattıkları güzellikler için teşekkür etmek istiyorum. Şu andan itibaren yapacağım tüm seçimler için sağduyu diliyorum:)

17 Mayıs 2012 Perşembe

SABAH GELEN MAILLERDEN SEÇMELER...

Hint felsefesinin 4 kuralı:

KURAL 1: “Karşına çıkan kişiler her kimse, doğru k...
işilerdir. Bunun anlamı şudur, hayatımızda kimse tesadüfen karşımıza çıkmaz.
Karşımıza çıkan, etrafımızda olan herkesin bir nedeni vardır, ya bizi bir yere götürürler ya da bize bir şey öğretirler.”

KURAL 2: “Yaşanmış olan her ne ise, sadece yaşanabilecek olandır. Hiç bir şey, hem de hiç bir şey yaşadığımız şeyi değiştiremezdi. Yaşadığımızın içindeki en önemsiz saydığımız ayrıntıyı bile değiştiremeyiz. ‘Şöyle yapsaydım, böyle olacaktı’ gibi bir cümle yoktur. Hayır, ne yaşandıysa, yaşanması gereken, yaşanabilecek olandır, dersimizi alalım ve ilerleyelim diye. Her ne kadar zihnimiz ve egomuz bunu kabul etmek istemese de, hayatımızda karşılaştığımız her olay, mükemmeldir.”

KURAL 3: “İçinde başlangıç yapılan her an, doğru andır. Her şey doğru anda başlar, ne erken ne geç. Hayatımızda yeni bir şeyler olmasına hazırsak, o da başlamaya hazırdır.”

KURAL 4: “Bitmiş olan bir şey bitmiştir. Bu kadar basittir. Hayatımızda bir şey sona ererse, bu bizim gelişimimize hizmet eder. Bu yüzden serbest bırakmak, gitmesine izin vermek ve elde etmiş olduğun bu tecrübeyle ileriye doğru bakmak daha iyidir.”