22 Haziran 2017 Perşembe

OKUMA YAZMA İŞLERİ, DEYZE OLMALAR FALAN FİLAN..

 
Zamanın elle tutulup, tasarrufu yapılabilen bi nane olmadığını çok iyi bilmeme rağmen, nedense hep bir erteleme, geniş vakitler yaratma sevdasındayım.
Yazamama sebebim de tam olarak bu; sokakta aklıma gelen cümleleri oracıkta bir deftere veya telefonuma not etmediğimden, ilham perilerini kaçırıyorum! Ardından da bekle dur ki geri gelsinler! Nerdeeee, giden gidiyor.
 
Ben, bu kendi yarattığım döngüde kuyruğunu oyuncak belleyen yavru kedi gibi sema ederken, o zaman denilen şey nanik yaparak yanı başımdan geçiyor ya, of ki ne of!
 
 
 
Özetlersek arada mezuniyetler, hastalıklar, doktor kontrolleri, uzak ülkelerden sevdiklerimizin yuvaya dönmesi gibi gibi olaylar oldu. Ancak bütün bunların yanında "deyze" oldum ki, işte bu pek şahane, pek yabancı bir hissiyat.
 
Deyze olmak cidden şahane bişi, hani ben zaten örgü örüyordum ya, hah, işte ona geçen ilkbahar numarası artan yakın gözlüğü eklenmişti. Vee şimdi bir de varis çorabım var!
 
Gülük hayatta bu deyze olma halleri nasıldır bi anlatayım; havuza gidiyorum, fıstık gibi çocukların giyinip soyunduğu yerde varis çorabımı çıkartıp mayomu giyiyor ve bonemi takıp deyze deyze havuza iniyorum.
Bir bakışları var bana görmeniz lazım. Hani ölmeden önce oraya uğramışım da, üzmemek, incitmemek lazımmış gibi!
 
İşte son zamanların en bomba eğlencesi bu. Cildimizi koruyacak kremler, gözlükler, varis çorapları, boneler ve eşin dostun hızla büyüyen yavrularına sınıf geçme hediyeleri almalar.
 
 
Allah aşkına deyze diilsem neyim ben?
 
Hayatımı çok seviyorum; içi oyuncak, eğlence dolu. Zaman zaman egomun yükseldiği, nefsime yenildiğim doğrudur. İnkar edemem. Etraftakilere sardığım, yukarıdan yukarıdan laflar ettiğim de doğrudur. Ama öyle azaldı ki bu hallerim, kendimi sevesim, öpesim geliyor bazen. Yumoş yumoş bir deyze oluşumu şefkatle izliyorum.
 
Başaramadığım, hırslı olmayışım yüzünden "yeterince"asılmadığım konularda yanımdan hızla geçip gidenlere bakarken, içimi yalayan kendime yönelik öfkeyi bile yere yatırıp gıdıklayasım var şu son günlerde.
 
Yaz için kitaplar aldım.  Okumaya, yüzmeye, güzel beslenmeye yelken açtım. Kalan ömrümde fıstık gibi bir deyze olmazsam namerdim!
 
Bak bak, kim geliyor? Şu karşıdan gelen var ya benim kırk dört yaşım. Şimdiden onu kutlamaya başladı dostlarım. Şımarıklığı, salına salına yürüyüşü hep bundan:)
 

12 Haziran 2017 Pazartesi



Ölümü aklıma getirdiğimde, ölüm kalbimin ortasına zınk diye düştüğünde, içimdeki tüm kırgınlıklar koca bir kova suyla yıkanıyor. Hücrelerime tutunan o en affedilmez sözler, davranışlar, kim bilir hangi toprağın derinliklerinde aklanıyor adını bilmediğim minerallerce!
Hayat bana her defasında "şimdi ve burada" diye fısıldıyor, haykırıyor. Anlatıyor, gösteriyor...
 
İnsan dostundan, arkadaşından, hatta sevdiğinden ne zaman vazgeçer?
Umudu kalmadığında..
 
Öyleyse vazgeçmelere kaldırıyorum fincanımı bu sabah. Yenilmelere. Tekrar denemelere.
 
***
 
Haziran ayı hezeyan ayı; aydınlanmalar, farkına varmalar, yazın deniz deniz, çiçek çiçek kokusunu içime çekerken bunun sonsuza dek sürmeyeceğini bilmeler..
 
***
 
Boğaz çok güzeldi dün sabah; rengi, kokusu, martıların evcil birer köpek gibi kahvaltıya ortak oluşları.. Sokak aralarındaki yaseminler, sıcak havanın, hafif esintiyle taşıdığı gül kokuları..
 
Birbirinden güzel evlerin arasında adeta gökyüzüne tırmanırmışçasına dizilmiş basamaklarda yapılan sohbet. Gazozlar.
Hayatın gülümsediği, şefkatle yüzüme dokunduğu nadir günlerdendi. Teşekkür etmek istedim.
 
 



2 Haziran 2017 Cuma





I AM TRYING TO REMEMBER YOU

AND

LET YOU GO

AT THE SAME TIME



NAYYIRAH WAHEED


25 Mayıs 2017 Perşembe

RÜYA





Sokaklardayız. Fazla insan yok. Aslında bizden başka birileri  var ama onlar kim gerçekten bilmiyorum. Sanki ailem de civarda ama yüzlerini görmüyorum. Bir his sadece.
Avrupa'dayız. Büyük bir kentte. Ancak bu şuursuz dolaşmada sadece kalabalık caddeler ve gerçek hayatta içinde bulunduğumuz yüz yıl yok... Aksine her şey daha durağan, bir film setinde gibiyiz. Zamansızız. Karanlık sokaklardan geçiyoruz, sonra aniden önümüze eski bir sinema çıkıyor. Tam onun hakkında fikir yürütecekken, kırmızıdan bordoya çalan kesme taşlarıyla bir ilginç yapı daha! "Baksana Akdamar adasındaki kilise gibi " diyorum. Sen konuşmuyorsun. Zaten bana söylediğin bir şey hatırlamıyorum. Sonra bir müzik duyuyorum, dönüp yüzüne bakıyorum, acaba sen de duyuyor musun diye. Kulaklarını işaret ederek gülümsüyorsun.
 
Aslında seni tanımıyorum, ama bu gülüşü öyle iyi hatırlıyorum ki. Onda senin beş yaşın, on beş yaşın, yirmi beş yaşın var. 
 
Uyandığımda bu hayatta kim olduğunun, ne olduğunun, nerede tanıştığımızın ve ne yaşadığımızın bir önemi kalmıyor..
 
 

24 Mayıs 2017 Çarşamba

NEDEN SOL YANIM?

 
 
 
Bugüne kadar yaşadığım önemli önemsiz tüm sağlık sorunlarımı alt alta yazsam şunu görüyorum: neredeyse hepsi bedenimin sol tarafında!
 
Sebebi ne midir? Tesadüf!
 
Yıllardır hatta abartayım çocukluğumdan beri onlarca mantıkla, bilimle açıklanamayan şeye tanıklık eden, bir kısmını bizzat deneyimleyen ben, hala sağ beyin yokmuş, onu işe almamışız gibi inat ediyorum... Sezgilerime güvenmeyi, aklı mantığı bu kadar yüceltmemeyi neden göze alamıyorum? Niçin diğerleri tarafından nasıl algılandığım bu kadar önemli? Bitkilerden şifa ararken, kucaklaşmaların büyüsüne inanırken, neden bütün bunlara uzakmışım gibi küçümseyen, göz ardı eden cümleler kuruyorum.
Neden derse gelen öğrenciye sadece kabukla ilgilendiğimi söylüyorum? Kaçtığım, saklandığım ne ola ki?
 
Nefessiz doğmuşum ben. Ağır bir doğum travmasıyla.. "Simsiyahtın" diyor annem.. "Ve dakikalar sonra sesini duydum.."
 
Buraya gelmek istemedim mi? Ya da neden son anda fikrimi değiştirdim? O nefessiz kaldığım anlar hücrelerime nasıl kaydedildi? Şimdilerde hala yolumu gözleyen endişe ataklarında bunun etkisi nedir?
 
Yoluma çıkan insanlarla yaşayacağım ve yaşayamayacağım şeyleri hissedebildiğimi söylesem? Söylemem, deli derler adama.
Başka hayatlardan tanıştığım insanlarla karşılaştığımda nasıl da onlara doğru çekildiğimi anlatsam? Kendimi ateşe uçan pervane gibi durduramadığımı... Sonra da olmadık engellerle oradan kaçmaya çalıştığımı.. Yanaşma ve kaçınma haliyle kıvrım kıvrım kıvrandığımı...

Sol yanım hasta olsun istemiyorum. Sol yanım da hakkı olan ilgiyi, sevgiyi görmeli. Kırk üç yaş kendime şefkat yaşımdır. Kendime sevecen, içinden geçtiğim tüm hayatlara eyvallah diyerek yaşama yıllarıma adımımdır.

22 Mayıs 2017 Pazartesi

ÇOCUK KİTABI OKURKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ŞEY.


 
Çocuk kitapları, insanın kendi çocukluğunun dizi dibinde okunmalı. Bir zamanlar çocuk olduğumuzu hatırlayarak, kahramanların üzerimizdeki etkisini küçük insanın masumiyetiyle hissederek okunmalı ki, mesaj yerine ulaşsın.

Kitabı çocuğa değil, kendi çocukluğuna okumalı...

20 Mayıs 2017 Cumartesi

NAPITDURUN ?

 
Gittiğin zamanı hatırlamak istemiyorum. Bilirsin, senin gibi döngülere teslim olamadım.. Hep bu dünyaya geldiğin günü kutlamak, hep en güzel anlarımızı anımsamak istiyorum.. Başka türlüsü elimden gelmiyor..
 
İçimdeki gözyaşı ırmaklarının ucu bucağı olmadığını öğrenmiştim gittiğinde. Sanma ki artık ağlamıyorum. Deprem gibi çöküyor yokluğun, gerçeğin altında eziliyorum. Dünyanın merhametsizliğine çok zor dayanıyorum. Özlüyorum be dostum; bizi çok özlüyorum... Ciğerimi akbabalar paralıyor sanki. Gözünün içindeki ışıltıyı, gülüşünü, kahkaha krizlerimizi deli gibi özlüyorum... Çıkamadığımız seyahatlerden kart yazıyorum bize, konuşamadığımız konuları not ediyorum sonraki hayatlarımıza..
 
Prusya Kralı'na beni de zeytin ağacının altına, mümkünse onun yanına koyun dedim. O vakte kadar tek tesellim zeytin ağaçları... Ne zaman bir zeytin dalının altında durup gökyüzüne baksam, aynı kubbenin altındayız diye seviniyorum. Kalbimi sıkıştırıyor boynuna sarılamamak.
 
Sen ve ben bu alemde ve öte alemde her zaman tanıdık olacağız ya, buna inanmanın tesellisiyle devam ediyorum.
 
Yarın senin bu gezegene gelişini kutlayacağım. İnsanlarla kahve içip, yaptığım tatlıyı paylaşırken onlar bilmeyecek ama ben, yarın bütün gün senin için, bir zamanlar kol kola olduğumuz ilk gençliğimiz için gülümseyeceğim...
 
İyi ki doğdun. İyi ki bu hayatta da bulduk birbirimizi. Seni çok seviyorum..

https://www.youtube.com/watch?v=oB-RS000NLs