21 Şubat 2016 Pazar

GERÇEĞE METHİYE

 
Her kopuş, her ayrılık sancılı. Acılı... Yaralanmaya müsait... Ve bir o kadar da kaçınılmaz, ertelenemez... Birlikte yaşaması uygun olmayanlar, yolculuklarına tekil devam etmesi gerekenler var hayatta. Nihayetinde insan yalnız doğmuş ve yalnız ölecek bir canlı.
Dünyaya gelişimiz büyük ve sancılı bir kopuştan başka nasıl tanımlanabilir? Ve buradan gidişimiz... Bizi deliler gibi seven, biz olmadan soluksuz kalanların, gün gelip, birkaç metre toprağın altına bıraktıkları bedenimizi, acıdan çarçabuk uzaklaşmak adına hızlıca terk edecekleri o anı bilmiyor muyuz? O kaçınılmaz sahneye rağmen umutlanıp, yine o sahneye methiyeler düzerek dertlenmiyor muyuz?
 
Bilmek mutluluk getirmez çoğu zaman. Ama gerçek, kabullenmemiz gereken zor bir dostluk sunar her yeni günde, her ayrılıkta, kopuşta. Neşeli ve umut vaad eden yüzünü severiz gerçeğin, fakat dostluk tam da böyle bir şey değil midir? Her yüzünü sevmek, her halini sevmek gerekir, bizi kendi parçası gibi koruduğuna, kolladığına inanmak...
 
Bütün bunları düşündüren şey bir kaç nota oldu. Ne garip, içimizde onlarca duygu ve düşünce var kuluçkaya yatmış; kendilerini uyudukları uykudan uyandıracak, kımıldamalarını sağlayacak anları bekliyorlar. Bazen müzik, nasıl da alıp götürüyor insanı kendi ruhunun kuytularına..
Beklemeyi bilmeyen tek canlı biziz, insan. İnsan telaşlı, insan müdahaleci, insan hep endişeli.. Bütüne inanmadığı, bütünden koptuğu için yalnız.
Üstelik yalnızlığı hem gerçeği, hem de yanılgısı.
 
Koşulsuz bir teslimiyetin, anda kalabilmenin hasretiyle tükenirken hayat, yalancı gönüllerde yorulur, iğneli sözlerle hırpalanır.
Her kopuş can yakar, ister etinden et olsun giden, ister evrende bir toz zerresi. Sana değersiz, çaresiz ve yalnız hissettirmiştir ya gerisi boş.
 
Ağaçlara bak. Tomurcuklanan dalları seyret, sonbaharla birlikte yitip gitmişlerdi, adeta ölü gibi kurudular... Oysa şimdi hiç olmadıkları kadar tazeler. Doğanın gerçeği, neden bizim de biricik gerçekliğimiz olmasın? Onu uyutan ve sonra uyandıran, dansa davet eden ve şiirler yazdıran o kocaman varlık, bizi kucaklayan bütünlük neden dışarıda bıraksın ki bazılarımızı?
 
Kopması gerekenler kopsun, çekilmesi gereken sancılar her zaman bir doğum içindir. Varsın çekilsin... Yeter ki gerçek, dostluğunu hiç bir zaman esirgemesin bizden.
 
 

 
 
 

Hiç yorum yok: