1 Ekim 2011 Cumartesi

YÜKSEK LİSANLI PERİLER I

Gözlerimi kapattığımda gri tonlarında kağıtlar görüyorum, uçuşuyorlar. Boyları, şekilleri farklı. Ama hiç durmadan hareket ediyor ve uykuya geçişimi engelliyorlar. Bir yandan onlarla barışmaya çalışırken, diğer yandan sanki bütün bunlar olmuyormuş gibi nefes almaya devam ediyorum. Oluyor mu? Oluyor işte, olduğu kadar...
Herkesin yana yakıla aradığı aşk, beni öylesine hırpalayarak geçti ki üzerimden, bazen hala bacaklarım titriyor ayakta durmaya çalışırken. Bununla yaşamak hiç kolay değil. Geriye bakmadan, onu anımsayarak çoğaltmadan varlık göstermek hiç kolay değil... Tek şansım işim ve dostlarım. Eğer hala ölmediysem, eğer hala bir yerlerde okunacak kitaplar, gezilecek ülkeler ve tadına bakılacak hiikayeler varsa sadece ve sadece onların sayesinde ulaşacağım hepsine. Sağolun periler ve prensesler...
( Aklıma gelmişken, bu gece Lamb konseri var. Geliyor musunuz? Ben gezegeninen yakışıklı adamlarından biriyle gidiyorum. Bütün kadınlar kıskanacak yine:) )
Dün gece Yüksek Lisanlı Periler olarak çok eğlendik. Gerçi geçmiş zamanlardaki performansımız yok idi ama onlarsız ne yaparım bilmem... Öncelikle, ben bir yemek organize etmeyi bile beceremedim. Sonrasında yiyecek, içecek işini bile onlar hallederek, sözde bana yemeğe geldiler... Sofra düzeni mi? Örtüyü zor yaydım desem?
Hastalıklarımı anlattım. Biri sustu dinledi, diğeri dalga geçti. Anladım ki insanlar benim hastalanmama alışık değiller. Ben hastalanma hakkımı kaybetmişim de haberim yok. Tamam dedim içimden, demek ki üç gün yatak, dördüncü gün... olacak benim stilim. Şimdiden kabulleneyim bari:)
Hastalığımın adı - kafada olanının - "pandik atak". Diğer iki perinin hastalıkları ise "masif agresif" ve "nanik depresif" . Anlayacağınız buna da güldük ya, daha ne diyeyim ki!
Hayat yaşadıkça çözülen bir düğüm gibi. Tam son hamleyi yaptığımda ve herşeyin kafamda ve kalbimde yerini bulduğuna inandığımda göçeceğim besbelli.


http://www.youtube.com/watch?v=b1nQIDBMzI0&feature=related

Hiç yorum yok: