29 Mart 2010 Pazartesi

AŞKA HAZIRIM!

"Tanrı görünmez bir çiçektir. Çiçeğin kokusu aşktır ve her yerde aşikardır."
Görünmez çiçeğin kokusu 1:14-15
Ashramdan eve döndüğümde bahçeye baktım. Dün sabah annemi öfkeden deliye döndüren sahneyi bir kez de ben seyrettim. Tek tek diktiği bitkiler sökülmüştü. BİRİ EMEĞİNİ YOK SAYMIŞTI... Arada olan benim erguvanıma da olmuştu. Annemin onu bana aldığı baharı, sevincimi, Eda Lisa ile altında oyun oynayışımızı ve dileğimi anımsadım... Eda Lisa muhtemelen unuttu bile erguvanın ne demek olduğunu... Dileğim ise olmayacak duaya aminden başka neydi ki zaten? Uçtu gitti kalbimden. Keşke artık aklımdan da gitse... O günlerden, iki bahar önceden geriye kalan kuru ve asla çiçek vermeyen bir erguvandı nihayetinde... Onun kuruyup gitmesine seyirci kalmış, söküp atamamıştım. İçime yatırdığım onlarca ölü beden ve dileğin yanına öylece uzanmasını söylemiştim. Taa ki biri onu sökene dek! O biri, o hiç sevmediğim yarı deli apartman yöneticisi beni benden, beni senden, seninle yenişemeyen ruh halimden, içime ekip durduğum umut ve öfkeden kurtardı. Hayat ne garip; sevgilimiz katile, düşmanımız kahramana dönüşüveriyor aniden. Her şey beş dakikada değişiyor görebilene...
Küçüksu Kasrı'nı gezeceğiz erguvan zamanında. Bir tek erguvanı sahiplenmekten ve onun çiçek açmayan dallarına üzüntüyle bakmaktan sıkılan ben, yeniden boğazın tüm erguvanlarını seyredeceğim. Fotoğraflar oradan, Küçüksu Kasrı'ndan...

Dün kasrın içinde dolanırken, ahşabın, nemin ve soğuğun kokusunu içime çekerken, o kadar etkilendim ki kelimelerle anlatmam epeyce zor... Sir yüzüme bakıp "buradan bir blog yazısı çıkacak galiba" dediğinde haklıydı. İçimdeki bloga sayfalar dolusu kaydettim hissettiklerimi. Kalanını da buraya:)

İstanbul bana hayatımın aşkını bir kez verdiyse yine verecek. Hissediyorum. İnancım tazelenirken, hatıralarım kayboluyor. Hocamın söylediği her kelimeyi can kulağıyla dinliyorum, benim olanın bana doğru gelmesi için benim olmayanı uğurluyorum. Bahar yağmurları içimi yıkıyor... Bol bol ağlıyorum. Bu kez elimdeki jetonla doğru numarayı çevireceğimi biliyorum. Bu kez korkmayacağımdan eminim. Kaçmayacağım.
Aşık olmaya hazırım! Saçlarımı asla kesmeyeceğim, bir gün kuleye tırmanacak kadar cesur bir adam mutlaka gelecek:)

4 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

Sana dogru yürüyor belki de.. Sakın görmemezlik etme !! ve tabi mümkünse saçlarını da sakın kestirme.. Gördüğüm en güzel kızıl saçlar onlar..

Fortunata dedi ki...

Açtım sevgili Brajeshwari, hem de kocaman kocaman!

Lupelyan dedi ki...

Bende aynı şeyi söylüyorum bu günlerde, asla kestirmeyeceğim saçlarımı bundan sonra diye :) Güzel arkadaşım benim sana layık olabilecek birini diliyorum canı gönülden. Cumartesi görüşürüz :)

Fortunata dedi ki...

Sevgili Lupelyan,
"Layık" kelimesi karşısında estağfurullah ben kimim ki bana layık biri diyeceğim ister istemez. Uyumlu, kalbi sevmeye müsait biri kafidir:)
Cumartesi günü de görüşelim tabii ama yogaya gelmem lazım. Eğer Paskalya Gezimize geliyorsan, Pazar sabahı görüşüyoruz:)