19 Temmuz 2011 Salı

BODRUM I


Bu hafta Bodrum'a gidiyorum. Üstelik otobüsle! Aklıma da Oya, Ali'ye hamileyken Victor'la yaptığımız bir yolculuk geliyor. Çok eğlenmiştik. Victor'un bakır maşrapası muavinin aklını başından almış, bizim durmaksızın konuşabilmemiz ise ön ve arka koltuklarda oturanları deli etmişti:)) Vay be, Victor'suz bir Bodrum mu var şimdi?
Niye şaşırıyorum ki, birgün gelecek Elvan'sız, Jasmin'siz, Volkan'sız, Suat'sız bir Bodrum da olacak, tıpkı Alim Amcasız, Zarife Anneannesiz, Kübra Teyzesiz, No.7 Orhan'sız olduğu gibi...
Bodrum benim evim. En az İstanbul kadar. Ama artık içine sığamadığım bir ev. Hep özlediğim...
Bodrum'u özlemeye başladığımda beş buçuk yaşımdaydım. Şimdi otuz dokuz oldum ve hala özlüyorum. Otobüs yokuşbaşına çıkıp, kale görününce nasıl sevindiğimi dün gibi hatırlıyorum... Veli Bar'da toplaşan güzel akşam kalabalığını, Kirli Memet'in kurduğu rakı sofrasını, Yasemin teknesinin yeri göğü inleten günlük gezilerini... Nevra Teyze'nin sohbetini... Sonat'ın annesinin nefis sandwichlerini... Erdal Alantar'ın evine dalgalarla boğuşarak gidişimizi ( şimdi yol var.... ) ve daha pek çok şeyi özlüyorum.
Gittiğimde beni bu saydıklarım değil, hayaletler karşılıyor Bodrum'da. İçim acıyor. Bu yüzden İstanbul daha az acı veriyor. Acı serpiştirilmiş ve dağıtılmış bu şehirde, oysa Bodrum'da her sokakta bir kayıp var bana seslenen...
Victor diyordum di mi? O otobüs yolculuğu tam da benim Londra'ya gidişimin öncesiydi. Birlikte durmaksızın lak lak ederken, hem parasızlığımıza, hem de buna aldırmayışımıza çok gülmüştük. Victor hiç "yok" demezdi. Hep "var" dı. Hayatta ihtiyacımız olan her şey vardı. Onunla yenilen ekmek tatlı, içilen su tatlı olurdu. Hırçınlığını, kendi kendine kavga edip, sonra gülmeye başlayışını çok özlüyorum. En çok da sosyetik toplantıların ardından kalan anıları anlatışını özlüyorum:))) Onun gözüyle bakınca bütün o insanlar o kadar sevimli ve çaresiz görünürdü ki, hani neredeyse gidip Ali Koç'u öpesim gelirdi!
Son yıllarda az görüştük, sevdiğime, sevgili dostuma sahip çıkamadım... Onun mutlu veya mutsuz olup olmadığıyla yeterince ilgilenemedim... Gidişinin böylesine içime oturan bir vurgun olacağını, gidebileceğini hiç düşünemedim... Bu yüzden sevdiğine, dostluğuna özensiz olan, farkında olmadan hoyratlaşan herkese o kadar üzülüyorum ki... Keşke şu hislerimi bir dakika için paylaşabilsem de, herkesi böyle bir iç kanamadan kurtarabilsem!
Şimdi ben ne yapacağım Bodrum'da? Birgün Bodrum yine ileriye doğru işleyen bir saat olabilecek mi benim için? Yoksa her gidişimde içimin albümlerini karıştırarak inleyecek miyim?
Bu defa yeni ve güzel anlar yaratmaya gidiyorum. Kuzenimin nişanına, Derya ve Melis'in mutlu bekleyişine... Suat ve Asya'yı yeniden görmenin sevincine!
Bodrum yeniden ve yeni eşyalarla dolu bir ev olsun istiyorum:)

Hiç yorum yok: