6 Mayıs 2008 Salı

Rüyamda Ada Gördüm Dün Gece...


Bahar masallar anlatmaya başlamış duyuyor musunuz? Ben, dün kocaman bir masal kitabının ilk sayfasında dolandım durdum rüyamda; çiçekler, deniz ve ada... Sadece bedenime değil, asıl ruhuma çok iyi geldi bu masal. İçime külçe gibi oturan, uykumu ve iştahımı yok eden tüm düşüncelerimi iskelede bırakıp çıktım karaya. Huzurla, sakinlikle yürüdüm, yürüdük saatlerce. Gördüğümüz tüm gülleri ve yaprakları kokladık. Yaprakların kenarında incecik bir çizgi oluşturan ve denizin üzerinde ışık oyunlarıyla göz kamaştıran güneşe döndüm yüzümü.

Yanımdaki insanın hafifliğine ve sükunetine duacı, seyrettim etrafı. İçime bir an bile bakmadan kayboldum doğanın güzelliğinde. Çok iyi geldi. Küçücük çiçeklerle süslenmişti caddeler, yeni doğmuş taylar vardı ormanda. Kiliseye giden yokuşta ise dilekler bekliyordu bizi... Ben yine aynı şeyi diledim. Hatta yazıp, dilek kutusuna da attım. Fakat bir farkla; bu kez olacak dileğim, eminim.

Kiliseden çıkıp, dünyanın en lezzetli yemeğini yedik. Ve o gün görebileceğimiz en güzel günbatımını izledik. Fakat bu günbatımı Küçük Prens'in ki gibi hüzünlü değildi, daha çok iyi şeylerin habercisi gibiydi. Sakinleştikçe gevşedim ve kalbime kan pompalandığını hissettim. Birbirinden güzel evlerin ve çıkmaz sokakların arasında dolaşarak iskeleye kadar yürüdük. Dönüş yolunda bulduğumuz salıncakta sallanmayı da ihmal etmedik.

Adanın yavaş yavaş çöken akşamında, çarşı içinde sanki onlardan biriymişiz gibi usulca dolaştık. Dahil olmadığımız bir hayattan sahne çalmanın değil, imrenerek kıyısından geçmenin sevincini hissettik. Sokak lambasının altından geçen köpeğe ve cumbalı evin kıyısında duran bisiklete güzel bir kareye sebep oldukları için teşekkür edip, sahlep içmeye deniz kıyısına indik. Ve tabii hiç istemeyerek bir saat sonraki vapura bindik.

Ben, adaya çıkarken bıraktığım külçeyi almadım. Unutmuş gibi yaparak hızlıca geçtim iskeleden. Ardım sıra geleceğini biliyordum onun, ama yine de bir iki saat kazanmaya çalıştım. Şansımı denemek ve şansıma güvenmek zorundaydım. Eve gelince elimde kalan adını bilmediğim güzel kokulu çiçeği en sevdiğim defterin arasına koydum. Bakalım kaç yıl saklayacağım?

2 yorum:

pilatescadisi dedi ki...

ya o adada unuttugun kulce var ya, inek yuttu ,inek dağa kaçtı, dağ yandı bitti kül olduuuuuuuu:))

kelebeklerözgürdür dedi ki...

:) ne kadar bed olursam olayım ne zaman gelsem baksam okusam, mutlaka bir gülümsemeyle ayrılıyorum buralardan..

lütfen yaz rapunzel...hep...