13 Mart 2024 Çarşamba

BEN HERŞEY VE HİÇBİR ŞEYİM


 

Yaralı bir hayvan gibi uluyarak gözyaşlarımı yalıyorum.

Ne çok  tuzlu su var içimde, şaşırıyorum. Ben hayatta en çok kendime hayret ediyorum. Çocukça neşelenen Elvan'dan kederden aklını kaçıracak olana geçişlerime hiç yetişemiyorum.

Sabahı beklediğimiz geceler başladı. Ben içime içime ulurken, dayım dışına dışına inliyor. Bütün bunları ayrıca yazıyorum başka bir yere, içimin duvarlarına. Ona eşlik edemeyeceğimiz yere hızla yol alırken, hem sakin, hem acı içindeyim. Gelmiş geçmiş tüm terk edilişlerimin bataklığından gülümsüyor, elimdeki çiçekleri gücüm yettiğince havada tutuyorum. Kafamı karıştıran bu tanıklık sonrasında ben yine bildiğim savrulan hayatıma dönecek miyim? Ya da şöyle sormalıyım insan ölümün tek mutlak olduğu yerde yaşamı niçin seçmez? Seçemez? Aslında onlar, tüm gidenler için de daha da tutkuyla yaşamamız gerekmez mi?

Her ölüm eksilterek çoğaltıyor. Gün ortasında tüm ışıklarını yakmış bir şehir kadar çaresizim gelmekte olan karanlığın eteklerinde.

Hiç yorum yok: