İbn ül Arabi geçmiş ve gelecek olmadığını söylerken, sadece ve sadece "an"la, anın varlığıyla ilgili hakikate dikkat çekerken haklıydı. Sadece ve sadece an, an'lar mevcut, ötesi berisi belirsiz....
Peki neden? Çünkü insan hayatta kalmak için zihnine, ruhuna ağır gelen, taşıyamayacağı kadar can yakan hatıralarını ya dipsiz bir kuyuya yuvarlar ya da bambaşka bir forma getirerek yeniden anlatır kendine ve kendini ikna eder. Bu sebepledir ki aynı olayı on farklı kişiden dinleseniz, on farklı olay yaşanmış gibi şaşırırsınız ayrıntılara.
Yaşam subjektiftir.
Bu sebeple de elde var an. Bu sabah yaşadıklarımı, birkaç ay sonra bambaşka hatırlayacağım. Bu yüzden ne kendi hatıralarımıza, ne de diğerlerininkine güvenemeyiz... BURADAKİ SORUN İYİLİK KÖTÜLÜK, DÜRÜST OLMAK VEYA OLMAMAK DA DEĞİL, SİSTEM BÖYLE. İnsanlığımızın, biyolojik canlılığımızın, akıl sağlığıyla devam edebilmesinin yolu, yordamı bu. Çok ağır bir çantayı otobüs durağında unutmak, yağmurla evden çıkıp, hava açınca şemsiyeyi bir yerlerde bırakmak gibi aslında, öylesine, sakince, üzerinde düşünmeden yaptığımız birşey.
İnsanın sinir sistemi düşündüğümüzden çok daha hassas bir mekanizma. Varlığımızın bütünlüğünü korumak, sağlıklı kalmasına destek vermek kesinlikle mesai.
Sabah sabah aklıma geldi....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder