12 Nisan 2017 Çarşamba

YANIBAŞIMDAKİ GÜZELLİK YOGANIN ALLAHIDIR:)

Unutulmaz olanı unutmak gayesiyle debelenmenin yorgunluğu aklımı başıma getirince, dün bambaşka bir güne dönüştü. Günlerdir yüreğimi sıkıştıran, ama kendimi dinlemekten alıkoyamadığım şarkının içinde umutlu melodiler duymaya başladım. Sonra tozu dumana katan inşaat kamyonlarına rağmen tüm güzellikleriyle sokağa yayılan çiçekleri fark ettim.
 
Okulun kapısından içeri girdiğimde koşarak bana doğru gelen küçük insana, onu ilk kez görüyormuş gibi uzun uzun baktım. Baktım.. Çiçeklerin güzelliğine, çocukların neşesi karışmıştı. İçimden ne onları çatı katına çıkartmak geldi, ne de yoga dersi yapmak. Bugün kendi doğalarında, doğamızda kalalım, öylece dans edelim, gülelim istedim. Sokakta erguvanlar açmıştı, ağaçlar kendi yogalarıyla böylesine mutluyken, biz neden coşmayacaktık ki?
 
Ders 09.50 'de başladı. Yani başlamadı:) Matları bile sermedim. Sadece, selamlaşırken dizleri acımasın diye yastıklar koydum yere.
Sınıfa girince bu sıra dışı durumu hemen gördüler. Selam kısmını hızlıca geçip, onlara aklımda ne olduğunu anlattım. Eğer herkesin onayı varsa günü bedenimizi ne yapmak istiyorsa yapsın diye serbest bırakacaktık. Tabii kurallar vardı. Sonuçta açık alanda değildik.. Bu yüzden koşmak, bağırmak uygun olmazdı. Bir de asıl önemli olan birbirimize nazik davranmaktı.
 
Kurallar zaman zaman ihlal edilip koşuldu mu? Evet. Çığlık atıldı mı? Tabii ki! Ya nezaket unutuldu mu? Elbette! Ama hiçbiri küçük insanla dans etmenin büyüsünü bozmadı. Ne zaman bir adım geri düşsek kenara oturup arkadaşlarımızı izledik ve hemen toparlandık.
 
Kolların bacakların, hatta parmakların ve saçların özgürlüğü, bahara ve saçma sapan kurallarla sıkıştırılmış yüreklerimize öyle iyi geldi, öyle yakıştı ki!
 
Çocuklar dönmek istediler. Özellikle de kızlar. Onları tek tek döndürdüm, uçurdum! Yüzlerindeki heyecan ve neşeyle benim de yüreğim havalandı. Tüm umutsuzluğa, kapana kısılmışlığa rağmen tertemiz rüzgarlar esmeye başladı içimde.
 
Saat 12.00 olduğunda kan dolaşımım, ruh halim değişmişti. Artık beynime kan gidiyordu! Belki de bugün son günümdü ve şahane geçirmiştim. Sevdiğim bir arkadaşımla uyanmış, en sevdiğim işi yaparak güne devam etmiştim! Hep hayat bana meydan okuyacak değildi ya, bugün ben ondan mutlu anlar almıştım. Benim olmayanın, uzakta olanın, hızla kaçırdığımın yasını tutmak yerine, yanıbaşımdakiyle havalara uçmuştum. Sevdikçe sevilmiş, coştukça coşmuştum!
 
Yaşasın yanıbaşımdaki güzellikler!
 
Namaste!

Hiç yorum yok: