3 Temmuz 2014 Perşembe

HADSİZ, HALSİZ VE MUTSUZ BİR TOPLUMUN FERDİYİM.

Kutsal sayılan günlerde bile insanların itişip kakıştığını ve birbirlerine yükse sesle bağırıp çağırdığını görmek çok rahatsız edici. Gönül isterdi ki hayat biraz daha tevekkülle karşılanabilsin...Okuduğumuz kitapların hamalı olmayıp, azıcığını içselleştirebilseydik kalbimizde ne öfke, ne de kırgınlık kalmazdı. Bana başa çıkamadığı kızgınlıklarından bahseden birinin, beş dakika sonra kocaman kocaman cümlelerle sevgiden dem vurması artık hiç olmadığı kadar saçma geliyor. İstediğin sevgiyse eğer öldür o zaman öfkeni demek istiyorum. Diyemiyorum.



Ritüellerin bizi yumuşattığı, anda olmaya davet ettiği kesin. Yine de bütün objelerin, müziğin ve hatta kutsal yiyecek ve içeceklerin sadece araç olduğunu, bizi bize bağlamaya yaradığını unutmamak lazım. Eğer ikonaya bir öpücük kondurmak için yanımdaki teyzeyi itelediysem bu işte bir hata var demektir..

Yüzlerce yıldır akıllanmadan hala din ve terörle yönetilen insanlık bu uyurgezer halini bırakır mı bilinmez.. Kanser arttı diyorlar tabii artar, bu kadar büyük hayal kırıklıkları, sonsuz mutsuzluklar varken sağlıklı mı olacaktık? 

Hala yanlış yolda tam gaz gidiyoruz. Mutlu bir yaz geçirmek için evinin havuzu olması gerektiğini düşünen çocuklar var! Demek ki hala mutluluğu maddi dünyaya bağlayan anne ve babalar var. O zaman neden mutlu değiller sormak lazım. Bitirdikleri okullar, seyahatler, öğrendikleri diller ve kazandıkları paralar mutlu etmemiş ki, bir çocuk üzerinden mutluluk umut ediyorlar! Can verdikleri varlığın omuzlarına beklentilerini yüklüyorlar. Gelecekten umutlu değilim. Bana sorarsanız zaman zaman güzel saatler yaşamakla birlikte gezegenin durumunu iyi görmüyorum. Sadece kendimizi değil, sonu gelmez hırslarımızla onu da, Dünya'yı da hasta ediyoruz! 

Kilisedeki halsizlik, edepsizlik, ardından konserdeki hadsizlik ve üzerine sabah sabah Avşa'dakii deprem şikayet etme isteği yarattı bende. Demek ki olanı olduğu gibi kabullenmek yolunda fazla ilerleyememişim... Okula gitmem gerekmese akşama kadar yazardım gözüme batanları!

Hiç yorum yok: