31 Ekim 2020 Cumartesi




Yıllar önce rüyamda Ayasofya yıkılıyordu. Büyük bir İstanbul depremiydi. Annemle dev pembe duvarların altında kalmıştık. Ama ölmedik. Bu rüyayı dün, Ayasofya'ya bakarak yorumladım. Bazı ıstırap tiyatroları perde indirmeliydi artık. Çektiğimi sandığım acılar, Dünya'nın hakiki acılar karşısında birer saçma oyunlardan ibaretti. Cevaplar, aradıklarımda ve başlayacaklarda değildi. Cevaplar bırakmaktaydı. Ölüler gömülmeli, yolcular selametle gönderilmeliydi.

Aşık olmuş, çok sevmiş ve çok sevilmiştim. Doğmuştum ve ölecektim. Terk etmiş ve terk edilmiştim. Hepsi bendim, benimdi, Benim olacaktı.

Anladım. Çok şükür hepsini, nihayet, sevgiyle, şefkatle yaptım. Ölüm yaşam ölüm döngüsü önünde yerlere kadar eğilerek 31 Ekim 2020 de kalbimi ve hayatımı yepyeni bir insana, yepyeni bir döneme açıyorum. 

Zamanın çok ötesinden gelen mesajların mutluluğu içindeyim. Ölümsüzlüğün olasılığı ile sarhoş ve uyanığım.

Yazıyorum. 

Yazacağım :)

Çok şükür. 

Hiç yorum yok: