5 Ağustos 2017 Cumartesi

İPLİKLER - I-

 
 
 
 
Anneme..
 
İplik bobinleri vardı daracık koridorda. Renkleri, kalınlıkları birbirinden farklı onlarca, hatta belki yüzlerce, irili ufaklı bobin. Hiç anlam veremedi genç kadın, muhtemelen bir atölyenin deposuna denk gelmiş olmalıydı.
Biraz daha ilerledi. Az ötede bir kapı görür gibi oldu, aralıktı, ince bir ışık  sızıyordu kenarlarından. Kapıya doğru yürüdü. Yavaşça itti.
 
Yaşları  birbirinden uzak, tam on yedi kadın vardı odada. Kocaman bir çember oluşturmuş, sessizce örüyorlardı. Kimi tığ, kimi şiş kullanıyordu. İpliklerin kalınlıkları, renkleri birbirinden o kadar farklıydı ki, onları seyrederken çok sonra şaşırarak fark etti, bu kocaman çemberin tüm emeği ortada dev bir ağ oluşturuyordu.
O inanılmaz, eşsiz güzellikteki dokumaya ne kadar süre baka kaldığını hiç bir zaman bilemedi.
Belki birkaç dakika, kim bilir belki birkaç saat. Neden sonra yanında beliren kadın, hafifçe omuzuna dokununca, irkildi.
 
"Ne örüyorlar?"
 
"Kendi kaderlerini."
 
"Ama nasıl olur" dedi şaşkınlıkla, "baksanıza herkesin ördüğü ortada bir yerde birleşiyor. Bu ne demek? Hepsinin kaderi aynı mı? Yoksa birbirine mi bağlı?
 
"Hayır" dedi yaşlı kadın, gülümsedi: "hepsinin kaderi birbirini etkileyecek demek"
 
"Anlamadım."
 
"Hangi yoldan yürürlerse yürüsünler, nasıl seçimler yaparlarsa yapsınlar her zaman görünmez ipliklerle bağlanacaklar birbirlerine. Tıpkı sen ve ben gibi"
 

Hiç yorum yok: