8 Ağustos 2010 Pazar

EVET BAĞIMLIYIM!

Yarabbim, hayatı boyunca "bağlılık" ve "bağımlılık" arasındaki fark üzerine nutuk çeken ben, sonunda bağımlı oldum! Kan dolaşımım iyice düştü, nabız yaşayacak kadar var şükür ama kaybettiğim su oranı akıllara zarar. Ter, saçlarımın arasından topuklarıma kadar ince ince ve gıdıklayarak iniyor! Bütün İstanbullularla beraber eriyorum! Tenim, kırk gün kırk gece hamamda kalsam bu kadar aklanıp paklanabilirdi. Ördek-kurbağa arası garip bir canlıya dönüşmediysem bunu dibinde yaşadığım klimaya borçluyum.

Herkese bol bol su ve soda içmelerini, az ve sık yiyerek tansiyon-şeker dengesini korumaya çalışmalarını öneriyorum. Tabii hırka giyip klima altında kahve içtiğim için de aynı koşullara sahip olmayanlardan özür diliyorum. Fakat inanın boğaz bile esmiyor! Cuma akşamı Cenk'in veda partisinde sıcak o kadar canımızdan bezdirdi ki, içki içemedik! Gerçi bende son zamanlarda alkole karşı bir soğuma da var ama vallahi de billahi de içecektim; eğer hava azıcık esse idi.


Haftaya bir boğaz, bir de Haliç gezim var inşallah. Hatta meteor yağmuru için adaya gitme ihtimalimiz de var. Dilerim hava azıcık eser de, benim klima bağımlılığım kalıcı bir hasara sebep olmadan biter.


İşin aslı çocukluğumdan beri sıcak sevmem, gerçi yaz ayında doğanlar yazı, kışın doğanlar kışı sever denirse de, benim favorim daima baharlar ve kış olmuştur. Denizden uzak kaldıktan sonra yazın ne kıymeti var? Keşke İstanbul'da da Budapeşte'deki gibi lapa lapa yağan kar altında sıcak su havuzlarında yüzebilseydik... Macarlar Osmanlı'ya onca yenilik getirmiş de bu havuz işi neden olmamış acaba? Muhtemelen haremlik selamlık hikayesi işi bozmuştur.


Elbette rabbisi bilir herşeyi ve onun hikmetinden sual olunmaz fakat bizim şu zavallı bedenlerimiz değişen iklimlere gerçekten uyumlanabilecek mi? Yoksa kalan ömrümün yazlarını klima altında mı geçireceğim? Aranızda bir iklim bilimci var ise beni aydınlatsın lütfen!!!


Bu arada sıcak havada nasıl yoga yaptığımızı soran meraklı arkadaşlara cevap veriyorum: Allah sabrını veriyor kardeşim:) Tıpkı oruç tutana, namaz kılana verdiği gibi!

1 yorum:

guguk kuşu dedi ki...

yanıyoruz resmen, kendimi ütülmüş tavuk gibi hissediyorum (tabi burda nem olmayınca haşlanamıyor, ütülüyorsun:D)
kendimi bildim bileli sıcaktan nefret ettim. hem de en üst noktalardan. klimaya hala direniyorum. bizim evin zemin katı daha serin, geceleri ailecek orada uyuyoruz. gündüzler içinde gün sayıyoruz, meterolojiden havalar serinleyecek muştusunu bekleyerek.
yazları severim çünkü günler uzundur ama mümkünse sıcaklık 32 dereceyi gece 17-18 dereceyi geçmezse. ben bahar çocuğuyum, ennn çok baharı severim.
şusıralar tek umudum: allah oruç tutacaklara acırda havaları normal seviyelere çeker biz de arada kaynar gideriz.