12 Şubat 2018 Pazartesi

EVDE OLMAK






Uzun zamandır hissetmediğim duygular art arda içimi yoklamaya başladı. Sanki sihirli bir değnek değdi de şu hayat oyununun perde arkasına geçmeme, sahnelenen oyunu izlememe izin verdi. Hatta  zaman zaman o kadar cömertleşti ki, bazen kulise girmeye ve makyajını silip, kostümünü çıkartan oyuncuları görmeme bile müsaade etti.
 
Sahne performansını sevmediklerimi, ayna karşısında kendi yüzlerine bakarken gözlediğimde içimde yükselen anlayış ve merhamete şaşırdım. Kimse masum değildi ve kimse suçlu değildi. Senaryo ne diyorsa onu yapmışlardı.
 
Evime çok yaklaştığımı hissediyorum. Bütün eşyalarım hazır, renkler, sesler hatta kokular bile  hazır, anahtarı görüyorum ama henüz elime almadım.
 
Rüyalarım beni daha önce gitmediğim yerlere taşımaya başladı. Yoga matı yine uçan halıya dönüştü. Bilinmeyene karşı yükselen merakım ve öğrenilmiş çemberde kalmamı isteyen tembelliğim çekişmeli bir telaşın içindeler.
 
Sezgilerim yükseldi. Öfkem dinginleşti. Bana iyi gelmeyeceği besbelli olan enerjilerden hoyratlık etmeden uzak kalabilmeye başladım. Belki de ilk kez bütünün parçası olabilme ihtimalini, bunun olabilirliğini sezdim. İlk kez kitaplar değil, algılarım dile gelmeye başladı.
 
Evimin içini çok merak ediyorum. Dilerim merhameti yüksek bir ruh vardır içeride... Kaderinde çok üretmek, çok sevmek, çok anlamak olan... Beni bana yeniden hatırlatacak bir ruh.
 
Şimdilik bahçem bile çok güzel!
 
 

Hiç yorum yok: