31 Mart 2022 Perşembe

MEMLEKET



Bu sabah pijamalarımla döküldum sokaklara. Yüzümü Ruhi yikadi opucukleriyle. Ekin'in getirdiği anemonlari, papatyaları kupaya yerleştirirken missss gibi renklendi mutfağım. Yağlı zeytinin, susamli ekmegin kokusu burun deliklerimden girip doğruca kalbime coreklendi. Oh dedim, oh be, yaşasın memleket kokusu!

Mutlu bir sabaha uyanmanin tek yolu var benim için, Bodrum'da olmak! Başka bir seçenek yok.... Ne Çanakkale, ne Londra,ne de bir baska diyar. Sadece Bodrum.

Bu akşam Oya geliyor... Sanki Vitito geliyor... zaten çayıra mine çiçeği düşünce Victor canlanıyor. Ona olan özlemim dağ gibi büyüyor ... Ne mutlu bize, tarifi imkansız guzelliklerle yaşadık gençliğimizi. Çok ama çok şükür doluyum geçmişe.

İki şey hakkında yazmak isterim; hayatımın ilk dokuz yılı ve annemin ailesi.

Belki hiçbir zaman olmaz fakat mühim de değil. Olursa Sina hocaninki gibi memleket koksun isterim. Boğaz ve Halikarnassos .. İki ask,tek hayat bizimki. İstanbul ve Bodrum arasında mekik dokuyan ruhlar .. Oradayken erguvanları, boğazın serinini, buradayken anemonlari, rüzgarın tuzunu özlemek ..

İki aşka tutulmak demek, her daim ozlemek. Ne denir baska?

Hiç yorum yok: