Uzun zamandır ruhu çiçeklenmeyen, tarlasına yağmur düşmeyen, içindeki odalara yeteri kadar rüzgar dolmayan biriyim, biriydim. Bacaklarıma sütun gibi derlerdi gençliğimde, bunu söyleyenler şimdilerde aynı bacakların gerçekten taş kestiğini ve hiçbir kırda koşamadığımı, yıllarca dans etmekten utanmanın keşkeleriyle kıvrandığımı duysalar gülerler mi? Gülmesinler, hayat beş dakika; zor ve kolay, iyi ve kötü arası sadece beş dakika. Öyle çok gördüm ki gülüşü yüzünde donanları, gözyaşları kahkahasına karışanları, sonunda galiba Victor gibi oldum; elde var an, elde var şimdiki zaman ...
Bahar diyordum, bana nicedir uğramamıştı. Dayımın ölümünden sonra geldi. Bahar ölümle geldi. Günlerin bitimsiz olmadığı idrakı içinden geçtiğim mevsimi görmemi, gerçekten görebilmemi sağladı. Ömründe ilk kez mevsimleri fark eden çocuklar gibi an be an izledim doğayı. Mimozaları, manolyaları, erguvan ve mor salkımları... Denizin rengini, gökyüzünün kafa karıştıran anlık değişimlerini, hatta yıldızları.
Bütün bunlardan sonra bir zamanlar sütun gibi, şimdilerde taştan hallice bacaklarımı artık koşamayacakları ama hala yürüyebilecekleri kırlara götürdüm. Onlar beni götürmeliydi diye gurur yapmadım, aldım bacaklarımı parktaki patikalarda bol bol yürüttüm. İyi geldi. Önce yürüyüp, sonra en davetkar ağacın altına oturarak mevsimi doya doya hissettim. Elbette yalnız değildim cebimde niyetim vardı, niyet etmiş niyet eylemiştim kalan süremin içine sıçmamaya.
On dört ay olmuş canlılığıma sahip çıkmaya karar vereli. Henüz yeniyim buralarda, acemiyim. Süreç yavaş ilerlese de artık geriye düşmüyor olmanın memnuniyeti var içimde. Çok farklı algılıyorum varlığımı. İlk kez bedenim, zihnim ve ruhum arasındaki yolların nasıl kesiştiğini izliyorum. Hiç öğrenmediğim yerden öğreniyor, adım atmadığım patikalarda düşe kalka ilerliyorum. Bazen günlerce güneş açmıyor içimde, eyvah başa mı saracağım diye ürperiyorum fakat sonra en vazgeçmeye yaklaştığım noktada yeniden yüzümü ısıtıyor.
Ben Hızır'a inanıyorum. Bana yetişti, ben duydu. Dilerim bu yıl ona seslenen herkesi, hepimizi duysun; hastalar iyi olsun, hayatını ziyan edenler tez vakitte zarardan dönsün, bereketim kaçtı diyenlerin sofrası dolsun taşsın. Hepimizin havasız kalmış odalarına tertemiz bahar havası dolsun. Bahar tüm canlılığa, kurda, kuşa, ağaca, insana, kutlu ve mutlu olsun!




