Yerdeyim, yüzükoyun uzanmışım. Kolumu bacağımı oynattığımda avucumdaki yumuşaklığı fark ediyorum. Pijama, elimde pembe satenden, paçaları siyah dantel bir pijama var. Doğrulup etrafa bakıyorum. Burası neresi bilmiyorum. Geniş bir alan, etrafta kimse yok. Ses yok, ışık loş, herhangi bir koku da yok.
Ayağa kalkıp biraz ayrıntı arıyorum. Acaba buraya nasıl geldim derken sağ altta ufacık, apartmanlarda boşluğa bakan pencerelere benzeyen yere takılıyor gözüm. Ah ya, evet işte tam buradan tırmandım. Kardeşim de yanımdaydı. İkimiz ve şu an hatırlamadığım üçüncü kişi, hep birlikte gitgide daralan ve sonunda o ufacık çerçeveden geçebilmek için ayakkabılarımızı ve paltomuzu çıkartmak zorunda kaldığımız pencereden geçerek geldik buraya! İyi ama öteki kişi nerede? Ah ya, geldiğimizde Berrak buradaydı. Hatta “pijama bana uzun, sen giy istersen” dedim ona. Pijamayı beline tutup “bak, aslında düşündüğün kadar uzun değil” dedi ve sonra yan yana oturduk.
Bir türlü anlam veremiyorum neden buradayım, burası neresi, niçin Berrak’la pijama konuştuk? Kardeşim nerede? Ya ayakkabılarımız? Paltom?
Elimde pijamayla bir süre daha dolanıyorum eski bir evin salonuna benzeyen odada. Gerçekten çok güzel ve aşırı görkemli pordo perdelerin önündeki berjere oturup hatırlamaya çalışıyorum. Ah al işte bir sahne daha! “Yıl bitmeden yakacağım tüm defterlerimi, benden sonra birilerinin okumasını istemiyorum” diyorum Berrak’a çünkü bilinçaltımda onun “aman sakın yapma, iyi yazıyorsun sen yazık etme emeğine” cümlesine ölesiye ihtiyacım var. Ama susuyor ya da ben hatırlayamıyorum.
Uzun oturamıyorum koltukta, yüzlerce bıçak saplanmış gibi ağrıyor sırtım, yerde yatmaktan oldu belki. Odanın diğer ucundaki yatağa gidip biraz uyumalıyım diye düşünüyorum. İki tek kişilik yataktan soldakini seçip, örtüyü kaldırmadan uzanıyorum.
Gözlerimi açtığımda evimde, yatağımdayım. Hatırladığım kadarıyla rüyamı yorumluyorum: ayakkabı sıkıntı demek benim için ama tırmanırken çıkarttım. Demek sıkıntılarım bitecek. Güzel. Tırmanışta kardeşim yanımdaydı çünkü son haftalarda spora gidiyoruz birlikte. Ki bu eylem de bir tür tırmanış. Ve elbette Berrak vardı rüyamda çünkü o hem eşcinsel, hem budist, hem de beğendiğim bir yazar. Dolayısıyla son dönemde yaşadığım duygusal yakınlık ve edebiyat karmaşasının en mükemmel sembolü. Tabii koltuktayken hissettiğim korkunç ağrı ve pijama da var değil mi? Ağrı hayal kırıklığım, pijama ise bir an evvel giyinmem gereken deneyimim ve ondan damıtacaklarım.
Şimdi mi? Salonayım. Kahvemi içerken yüzüme yayılan gülümseme ve dışarıdaki güneş çok hoşuma gidiyor. Ne güzel rüyalar görüyorum diye için için seviniyorum. Sırtımda hala hafif bir sızı var.





