Mevlana'dan Alıntı. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mevlana'dan Alıntı. etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ekim 2024 Perşembe

İSTEMEM...

22.03.2010


Gitme İstemem


Demek sen böyle salına salına bensiz gidiyorsun ey canımın canı.

Ey, dostlarının canına can katan,

Gül bahçesine böyle bensiz gitme istemem.

İstemem, ey gökkubbe, bensiz dönme

İstemem, ey ay, bensiz doğma.

İstemem, ey yeryüzü, bensiz durma

Bensiz geçme, ey zaman, istemem.

Sen benimle beraberken

Hem bu dünya güzel bana, hem o dünya güzel.

İstemem, bensiz kalma bu dünyada sen,

O dünyaya bensiz gitme, istemem.

İstemem, ey dizgin, bensiz at sürme.

İstemem, ey dil, bensiz okuma.

İstemem, ey göz, bensiz görme.

Bensiz uçup gitme, ey ruh, istemem.

Senin aydınlığındır aya ışığını veren geceleyin.

Ben bir geceyim, sen bir aysın madem,

Gökyüzünde bensiz gitme, istemem.

Gül sayesinde yanmaktan kurtulan dikene bak bir.

Sen gülsün, bense senin dikeninim madem,

Gül bahçesine bensiz gitme, istemem.

Senin gözün bende iken

Ben senin çevganın önündeyimdir.

Ne olur, öylece bak dur bana,

Bırakıp gitme beni, istemem.

O güzelle berabersen, sen ey neşe,

İstemem, sakın içme bensiz.

Hünkarın damına çıkarsan, ey bekçi,

Sakın bensiz çıkma, istemem

Bir şey yoksa bu yolda senden,

Bitik bu yola düş enlerin hali.

Ben senin izindeyim, ey izi görünmez dost,

Bensiz gitme, istemem.

Ne yazık bu yola bilmeden, rasgele girene!

Sen ey, gideceğim yolu bilen,

Sen ey yolumun ışığı, sen ey benim değneğim,

Bensiz gitme, istemem.

Onlar sadece aşk diyorlar sana,

Oysa aşk sultanı mısın sen benim.

Ey, hiç kimsenin düşüne sığmayan dost,

Bensiz gitme, istemem.


Mevlana Celaleddin Rumi


12 Mart 2016 Cumartesi

EYVALLAH....



İNSAN kısmı bir misafirhane,
Her sabah yeni birisi gelir.
Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik,
Aniden farkına varmak birşeyin,
Hepsi beklenmedik misafir.

Hepsini karşılayıp eyle!
Evini vahşetle süpürüp,
Bütün mobilyalarını boşaltan
Bir kederler kalabalığı bile gelse.

Her geleni alnının akıyla misafir et.
Olur ki yeni bir zevk getirmek için
Boşalttılar evini.

Karanlık düşünce, utanç ve garez,
Hepsini gülerek karşıla kapıda
Ve buyur et içeri.

Minnettar ol her gelene
Kim gelirse gelsin.
Çünkü bunların her birisi
Öte taraftan bir kılavuz
Olarak gönderildi.

HZ. MEVLANA

Çeviri: Vehbi Taşar

30 Mart 2012 Cuma

KAPILAR....


Tasavvufta 4 kapı vardır, öğreti olarak bu kapılar birer birer geçilerek Hakikate ulaşılır.
1- Şeriat Kapısı
2- Tarikat Kapısı
3- Marifet Kapısı
4- Hakikat Kapısı
Öğrencilerinden biri Mevlana'ya sormuş; "Efendim, bu 4 kapı meselesini ben pek anlayamıyorum. Bana anlayabileceğim bir lisanla anlatır mısınız?" "Şimdi bak, karşı medresede dersini çalışan dört kişi var ve hepsi rahlelerine eğilmiş. Sen git bunların hepsinin ensesine bir şamar at, sonra gel sana anlatayım."
Öğrenci gitmiş, birincinin ensesine bir tokat akşetmiş. Tokadı yiyen derhal ayağa kalkıp arkasını dönmüş ve daha kuvvetli bir tokatla Mevlana'nın öğrencisini yere yıkmış. Öğrenci dayağı yemiş, geri dönecek ama hocasına itaat var. Yaradana güvenip ikinciye de bir tokat akşetmiş. O da derhal ayağa kalkıp elini kaldırmış. Tam tokadı vuracakken vazgeçip yerine oturmuş. Öğrenci devam etmiş, üçüncüye de bir tokat atmış. Üçüncü şöyle bir kafasını çevirip baktıktan sonra çalışmasına devam etmiş. Dördüncü, tokadı yemesine rağmen hiç oralı bile olmadan çalışmasına devam etmiş. Öğrenci Mevlana'ya dönmüş, olanları anlatmış. Mevlana; "İşte sana istediğin örnekler
Birinci şeriat kapısını geçememiş biri idi. Şeriatta kısasa kısas olduğu için, tokadı yiyince kalktı, aynısını sana iade etti.
İkinci, tarikat kapısındadır. Tokadı yiyince o da kalktı, tam tokadı iade edecekti ki, tarikat öğretisinde verdiği söz aklına geldi."Sana kötülük yapana bile iyilik yap". Onun için döndü, oturdu.
Üçüncü, marifet kapısına kadar gelmiştir. İyinin ve kötünün tek Yaradandan geldiğini bilir, inanır. Yaradan bu kötülüğe hangi iblisi alet etti diye merakından şöyle bir dönüp baktı. - Dördüncü, hakikat kapısını da geçmiştir. İyinin ve kötünün tek sahibi olduğunu ve aynı olduğunu bilir. Onun için dönüp bakmadı bile...

29 Ağustos 2011 Pazartesi


"Eğer birgün çok büyük bir derdin olursa;
Rabbine dönüp ‘Büyük bir derdim var’ deme.
Derdine dönüp ‘Büyük bir Rabbim var’ de!"
Hz. Mevlana

26 Temmuz 2010 Pazartesi

Beri gel, daha beri, daha beri;
Bu yol vuruculuk nereye dek böyle;
Bu hır-gür, bu savaş, nereye dek?
Sen "ben"sin işte, ben "sen"im!..
Ne diye bu direnme böyle, ne diye;
Ne diye aydınlıktan kaçar aydınlık, ne diye;
Topumuz bir tek kâmil insanız; bir tek!
Ne diye böyle şaşı olmuşuz, ne diye?
Zengin yoksulu hor görür, ne diye?
Sağ soluna yan bakar, ne diye?
İkisi de senin elin, ikisi de.
Peki kutlu ne, kutsuz ne?
Topumuz bir tek inciyiz , bir tek!
Başımız da tek, aklımız da tek.
Ne diye iki görür olup kalmışız;
İki büklüm gök kubbenin altında, ne diye?
Sen habire gevele dur bakalım;
Habire usul boylu "birlik çam ağacı" de...
Sonu nereye varır bunun, nereye?
Şu beş duyudan, altı yönden,
Varını yoğunu birliğe çek, birliğe
Kendine gel, benlikten çık, uzak dur!
İnsanlığa karıl, insanlara, insanlarla bir ol!
İnsanlarla bir oldun mu, bir madensin, bir ulu deniz;
Kendinde kaldın mı, bir damlasın, bir dane!
Ama sen, canı da bir bil, bedeni de;
Yalnız sayıda çoktur onlar, alabildiğine...
Hani, şu bademler var ya, bademler gibi;
Ama hepsindeki yağ bir!
Dünyada nice diller var, nice diller;
Ama hepsinde "anlam" bir;
Sen kapları testileri hele bir kır;
Sular nasıl bir yol tutar gider;
Hele birliğe ulaş, hır - gürü, savaşı bırak;
Can nasıl koşar, bunu canlara iletir...

22 Mayıs 2010 Cumartesi

SÖZ VARDIR, KESKİN KILIÇ GİBİDİR; SÖZ VARDIR, İLKBAHAR MEVSİMİ GİBİDİR.


Dostlarla konuşurken, çok dikkatli ve ihtiyatlı hareket etmelidir. Çünkü söz vardır, keskin kılıç gibidir; dostluğu keser, öldürür. Kalpte tedavisi imkansız yaralar açar. Kalp bahçesindeki yeşilikleri, sevgi çiçeklerini kış mevsimi gibi öldürür.

Bir de söz vardır, ilkbahar mevsimi gibidir. Her tarafı süsler, güzelleştirir; sayısız yararlar sağlar.

Mesnevi, Mevlana

13 Nisan 2010 Salı

DOST VE TOST BİRBİRİNDEN NASIL AYRILIR?


Genc adamin biri, dermis babasina her gun;

Benim de dostlarim var, sendeki dost gibi'

Baba, itiraz eder,

Olmaz oyle cok dost, hakikisi

Belki bir, belki iki,

Fazlasini bulamazsin gercek, hakiki...

Devam eder durur konusma...

Aralarinda baslar bir tartisma,

Karar verirler bir sinava,

Dostun hakikisini anlamaya...

Bir aksam bir koyun keserler,

Ve koyarlar cuvala.

Baba der ki ogluna,

'Hadi al bu cuvali, simdi gotur dostuna'.

Cuvaldan kanlar damlamakta,

Sanki oldurmusler de bir adami,

Koymuslar cuvala,

Distan boyle sanilmakta.

Delikanli sirtlar cuvali,

Gider en iyi bildigi dostuna, calar kapiyi.

O dost, bakar ki bir cuvala hem de kanli,

Kapar hizla kapiyi delikanlinin suratina,

Almaz iceri arkadasini,

Boylece tek tek dolasir delikanli,

Kendince tanidigi, sevdigi dostlarini.

Ne care, hepsinde de sonuc aynidir.

Evlat geriye doner.

Ama icten yikilir...

Babasina donerek; hakliymissin baba ' der.

Dost yokmus bu dunyada ne sana, ne de bana.

Baba 'hayir Evlat 'der, benim bir dostum var bildigim.

adi, cuvali alda bir kerede git ona.

Genc adam, cuvali sirtlar tekrar..

Alnindan ter, cuvaldan kanlar damlar...

Gider, baba dostuna. Kabul gorur, sevinir.

O dost, delikanliyi alir hemen iceri.

Gecerler arka bahceye.

Bir cukur kazarlar birlikte,

Cuvaldaki koyunu gomerler adam diye,

Uzerine de serpistirirler toprak.

Belli olmasin diye dikerler sarimsak...

Genc adam gelir babasina;

'Baba, iste dost buymus' diye konusunca,

Babasi; 'daha erken, o belli olmaz daha.

Sen yarin git O'na, cikart bir kavga,

Atacaksin iki tokat, hic cekinmeden ona,

iste o zaman anlasilacak, dostun hakikisi.

Sonra gel olanlari anlat bana...

'Genc adam, aynen yapar babasinin dedigini,

Maksadi anlamaktir dostun hakikisini,

Babasinin dostuna istemeden basar iki tokadi!

Der ki tokadi yiyen DOST;

'Git de soyle babana, biz satmayiz sarimsak tarlasini boyle iki tokada'!

Sevilecek biri olmadigin zamanlarda bile seni sevmeli...

Sarilacak biri olmadigin zamanlarda bile sana sarilmali...

Dayanilmaz oldugun zamanlarda bile sana dayanmali...

Dost dedigin fanatik olmali;

Butun dunya seni uzdugunde sana moral vermeli.

Guzel haberler aldiginda seninle dans etmeli,

Ve agladiginda, seninle aglamali...

Ama hepsinden daha cok;

Isi bitince seni bir tarafa atmamali...

24 Mart 2010 Çarşamba


Her gün bir yerden göçmek ne iyi,

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan,donmadan akmak ne hoş,

Dünle beraber gitti cancağızım;

Ne kadar söz varsa düne ait,

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.

Hz. Mevlana

10 Şubat 2010 Çarşamba


"...Ona; "Ben yakın bir dostu kaybettim, onu aramakla meşgulüm" dersin.

Ey atlı, devletin, saadetin daimi olsun, aşıklara acı; onları hoş gör.

Madem ki gereği gibi aradın, işe iyice sarıldın, dikkatle baktın. "Bir işe tam sarılan kişi yanılmaz" diye bir hadis vardır. Elbet bulursun.*

Derken ansızın o atlı kişi çıkagelir. O bahtı iyi kişi gelir. Seni sımsıkı kucaklar...."


*Bir hadis-i şerifte: " Bir kimse bir şeyi ciddiyetle ararsa, bulur ve bir kimse bir kapıyı ısrarla çalarsa içeri girer" buyurmuştur. Hz. Mevlana bu hadise işaret ediyor. Demek, aradığımız bir şeyi bulmamız için, ciddi davranmamız ve bir kapıdan içeriye girebilmek için, onu ısrar ile çalmamız lazım..

13 Ocak 2010 Çarşamba


HERKES KENDİ KADERİNİ İZLER; MUTLULUĞUNU KAYBETMİŞ KİŞİ MUTLULUĞU DEĞİL DE MUTSUZLUĞU ARARSA, O İSTEĞİNDE ŞAŞIRARAK BAŞKALARININ YOLUNDA EKTİĞİ DİKENİN KENDİ AYAĞINA BATTIĞINI GÖRÜR.


EY DÜNYAYA DİKEN TOHUMU EKEN KİŞİ, KENDİNE GEL KENDİNE. SAKIN EKTİĞİN DİKENİ GÜL BAHÇESİNDE ARAMA.


EĞER O BAHTSIZ, ELİNE BİR GÜL ALSA, O GÜL BAŞKALARINA DİKEN OLUR. BİR DOSTUN YANINA GİTSE ONU YILAN GİBİ SOKAR.


MESNEVİ, II. CİLT.

26 Aralık 2009 Cumartesi