8 Aralık 2016 Perşembe

GEZEGENLERİN SESİ İLE SAKİNLEŞMEK OM MANİ PADME HUM GİBİ!!

 
 
Mutlu uyandım bu sabah. Güneş güzeldi, en sevdiğimden; yakmayan, ısıtan. Evden erken çıktım, sabah serininde biraz yürüdüm. Sonra dönüp çalıştım ve okula gitmek için tekrar çıktım.
Tam öğle güneşi vaktiydi. Güzel, uzun bir sahil yürüyüşü yaparak, sıkıcı otobüs yolculuğunu yarı yarıya kısalttım. Çok iyi geldi. Ne zamandır amaçsız yürümemiştim. Yapraklara baktım, salkım söğütlerin altından geçtim. Denizi seyrettim. Gerçi okula gidiyordum ama, yine de bu sakinlik, telaşsızlık iyi geldi.
 
Çocuklar da efsaneydi bugün. G. yoktu. Oysa geçen hafta onu anlayamadığım için nasıl yükselmiştim... Niyetim telafi etmekti. Üzüldüm. Okulun psikoloğu daha iyiye gittiğini söyledi...
Güzel haber.

Diğerleri tam kadroydu. Harika bir el ayak koordinasyon çalışması yaptık. Çok eğlendiler. Bir ara K. ile konuşurken bana "gezegenlerin sesini dinliyorum bazen, çok hoşuma gidiyor" dedi! Önce ne diyeceğimi bilemedim. Sonra sordum "nasıl hissettiriyor sana bu ses?" Cevap: "metal gibi, demir gibi inceden kalına. Om mani padme hum gibi."
Neee???
Tanrım kimlerle ders yapıyorum ben?? Öğrencim 7,5 yaşında ve mantralarla coşup, gezegenlerin dönerken çıkardıkları sesleri dinliyor!!!
 
K.'den bana söylediğini bir kez daha tekrar ederse kaydedip, yaşı ondan küçük sınıflara dinletmek istediğimi söyledim. Kabul etti. Şu anda elimde efsane bir kayıt var. Ne güzel aileler var, nasıl çocuk yetiştiriyorlar... İnanılmaz....
 
Bitmedi, bu dünya güzeli sınıf güzel güzel oynarken, azıttı da azıttı. Ses yükseldi, yükseldi.... E bana bi bastı! Sonra aklıma harika bir fikir geldi ve telefondan om mani padme hum dinletmeye karar verdim. Üstelik hoparlöre de bağladım. Sağ olsun İlkay Hoca techizatı gösterdi.
 
Ne mi oldu? Bir şoke eden sahne daha. O bağıra çağıra oynayan çocuklar anında gitti. Aynı oyun, om mani padme hum mırıldanarak devam etti!!! İnanılır gibi değil! Daha önce om dışında hiç mantra öğretmedim. Aslında bunu da ben öğrettim sayılmaz, K. öğretti. Bütün bu sahnenin içinde K.'in elleri mudra desem?
 
Işığı kapattım, oyun loş bir ortamda devam etti. Ağlayacaktım sevinçten!! Ben mi yarattım bu tabloyu, şahaneyim yahu. Yok tamam, elbette ben yaratmadım, vesile oldum.
 
Dinlenmek için uzandıklarında onlara On iki Çellist'den Pavane dinlettim. Saçlarını okşadım. Hatta dayanamadım L.'ya bir öpücük kondurdum. Neyse ki çocukları öpmemiz yasak değil!
 
Ah ya, çok güzeldi... Başka bir aleme gittik kırk dakika boyunca. İşimi seviyorum. Yok yok işime, bizi dönüştüren büyüsüne tapıyorum!

Hiç yorum yok: