
Gitmelisin sayın İstanbullu. Sen "hay Allah erguvan seyredecek yer yok!" diye mızıklanırken Bitlis, Tunceli, Kastamonu, Uşak ve benzeri illerimizden gelmiş kardeşlerimiz boğazın kıysındaki korularda keyif yapıyorlar. Ve inanır mısın, hala bülbül sesi duyuluyor! Renkler nefis... Kahvenin kağıt bardakta geliyor olması üzücü ama içtiği yüz fincanın doksandokuzunu kapatan insanlarız biz. Ne yapsın adamlar? İki yüz tane fincan mı satın alsınlar? Ha, ben asla kağıt fincan istemem dersen, azıcık daha ilerle, bak Beylerbeyi Sarayı'nda fincanla veriyorlar kahveyi. Eğer orayı kalabalık bulursan birazcık daha ilerle al sana Adile Sultan'ın terasında kahve keyfi ya da Küçüksu Kasrı'nda! Diyeceğim o ki, git de erguvanlara bak! Yakında bu muhteşem rengi sadece belediye otobüslerinde göreceksin!
Bütün bu anlattıklarıma zamansızlıkla karşılık veriyorsan hiç olmazsa Beşiktaş'a yolun düştüğünde Saray Kolleksiyonları Müzesi'ne bir uğra da TÜM ZAMANLARIN HATIRINA SARAYDA BİR FİNCAN KAHVE sergisinin tadını çıkart. Sadece bir lira. Yani pahalı olduğunu da söyleyemezsin. Üstelik o bir lira içeride içeceğin kahve için.
Cumartesi günü de malum boğaz yarışı var. Dolmabahçe'ye gidip seyredebilirsin, kimbilir belki sana el sallarım?





