4 Mart 2026 Çarşamba

BÜYÜK LONDRA OTELİ




 

Yerdeyim, yüzükoyun uzanmışım. Kolumu bacağımı oynattığımda avucumdaki yumuşaklığı fark ediyorum. Pijama; elimde pembe satenden, paçaları siyah dantelden pijama altı var. Doğrulup etrafıma bakıyorum. Burası neresi bilmiyorum. Geniş bir oda, etrafta kimse yok, ses yok. Işık loş, herhangi bir koku da yok. 

 

Ayağa kalkıp biraz ayrıntı arıyorum. Acaba buraya nasıl geldim derken sağ altta ufacık, apartmanlarda boşluğa bakan pencerelere benzeyen yere takılıyor gözüm. Ah ya, evet işte tam buradan tırmandım odaya. Kardeşim de yanımdaydı. İkimiz ve şu an yüzünü hatırlamadığım üçüncü kişi, hep birlikte gitgide daralan ve sonunda o ufacık çerçeveden geçebilmek için ayakkabılarımızı ve paltomuzu çıkartmak zorunda kaldığımız pencereden geçerek geldik buraya!  Öteki kişi kimdi acaba? Odaya geldiğimizde Berrak buradaydı. Hatta “pijama bana uzun gelir, sen giy istersen” diye uzattım ona. Pijamayı beline tutup “bak, aslında düşündüğün kadar uzun değil” dedi. Sonra yan yana oturduk, lafladık biraz.

Tamam da hala bir türlü anlam veremiyorum neden buradayım, burası neresi, niçin Berrak’la pijama konuştuk? Kardeşim nerede? Ya ayakkabılarımız? Paltom?

 

Elimde pijamayla bir süre daha dolanıyorum salon salomanje odada. Gerçekten çok güzel ve aşırı görkemli bordo perdelerin önündeki berjere oturup hafızamı zorluyorum. Ah al işte bir sahne daha! “Yıl bitmeden yakacağım tüm defterlerimi, benden sonra birilerinin okumasını istemiyorum” diyorum Berrak’a. Çünkü bilinçaltımda onun “aman ha sakın yapma, iyi yazıyorsun sen yazık etme emeğine” cümlesine ölesiye ihtiyacım var. Fakat susuyor ya da ben hatırlayamıyorum.

 

Uzun oturamıyorum berjerde, göründüğü kadar rahat değilmiş. Yüzlerce bıçak saplanmış gibi ağrıyor sırtım, yerde yatmaktan oldu muhtemelen. Odanın diğer ucundaki yatağa gidip biraz uyumalıyım diye düşünüyorum. İki tek kişilik yataktan soldakini seçip, örtüyü kaldırmadan uzanıyorum.

 

Gözlerimi açtığımda evimde, yatağımdayım. Hatırladığım kadarıyla rüyamı yorumluyorum: ayakkabı sıkıntı demek benim için ama tırmanırken çıkarttım. Demek sıkıntılarım bitecek. Güzel. Tırmanışta kardeşim yanımdaydı çünkü son haftalarda spora gidiyoruz birlikte, ki bu eylem de bir tür tırmanış. Ve elbette Berrak var rüyamda çünkü o hem eşcinsel, hem budist, hem de beğendiğim bir yazar. Dolayısıyla son dönemde yaşadığım duygusal yakınlık, tabuları sorgulama ve edebiyat karmaşasının en mükemmel sembolü. Tabii koltuktayken hissettiğim korkunç ağrı ve pijama da var değil mi? Ağrı hayal kırıklığımın ruhumdaki yükü, pijama ise bir an evvel giyinmem gereken deneyim ve ondan damıtacaklarım.


Şimdi mi? Salonayım. Kahvemi içerken yüzüme yayılan gülümseme ve dışarıdaki güneş çok hoşuma gidiyor. Ne manyak rüyalar görüyorum diye için için seviniyorum. Sırtımda hala hafif bir sızı var ama mühim değil, deneyim deneyimdir :)


 

Hiç yorum yok: