16 Mart 2026 Pazartesi

MERYEM'İN ÇOCUKLARI -IV- LALELİ’DE İKİ MECZUP

                                       




                                                                                                 Babama…

Sırtını Myrelaion Manastırı'nın* soylu ölülerine, yüzünü seni bin bir maceraya davet eden Propontis'e** dönmüşsün. Ellerini başının arkasında kenetlemiş, her defasında en az birini sokağa yuvarladığın kiremitleri hiç umursamadan öylece gökyüzüne bakıyorsun. Az sonra komşu kadınlar seni görüp, annene haber uçuracaklar. Tabii hemen ardından temiz bir dayak gelecek Melek Hanım'dan, biliyorsun. Boşver, seni anlıyorum, şu manzara yediğin sopaların topuna bedel. 

Kim ne dediyse seni çatıdan indiremedi değil mi? Çünkü senin ruhuna dar geliyor sokaklar, Yürümek veya düşmekle değil, sadece uçmakla ilgileniyorsun. Başka ihtimallerin hayaline daldığın yer burası, senin gizli sığınağın. 

Bir kere çatıda rüzgar bambaşka. Hele denizden estiğinde öyle güzel ki, kıvır kıvır saçlarının arasında dolaşırken seni seviyor gibi olmalı. Sana bakarken havalanıp gideceğinden korkuyorum, küçücüksün, zayıfsın... Yazın leylekler de geliyormuş yanına, öyle mi? Duydum ki etrafta kimseler olmayınca  onlara yemek aşırıyormuşsun mutfaktan.  Artık tel dolapta ne kaldıysa... 

Bugün yine damdasın. Seni seyretmeye geldim. Bütün dikkatin denizin üzerindeki hareketlilikte. Askeri gemiler demirlemiş limanın açıklarında. Çok meraklandığını yüzünden okuyabiliyorum. Pabuçlarını giydiğin  gibi fırladın evden. Gelenler Fransız subaylar. Güzel fırsat Fransızcanı ilerletmek için! 

Sende böyle mi düşündün?

Subaylar senin heyecanından ve rehberliğinden çok hoşlandılar. Birkaç saatlik turun sonunda eve davet ettin onları, hiç tereddütsüz kabul ettiler. Türk evlerinde ikram edilecek bir şeyler bulunması adettendir. Ama şansına daha fazlası var mutfakta; kase kase sütlaç pişirmiş Melek Hanım. 

Mis gibi süt kokan ılık sütlaçları afiyetle yedi subaylar. Onlar teşekkür edip ayrılırken annen belirdi kapıda. Öylece kaldınız birbirinizin gözlerinde. Bakalım nasıl vereceksin boş kaselerin hesabını? Değil öz baban, semtin meczubu Laleli Baba*** hortlasa bu iş köteksiz çözülmez diyeyim sana!

Sopadan kaçamadın ama yine çatıdasın, yanımda. Bacaklarındaki oklava izlerinin acısını alıyor mu bari rüzgar? Komşu kadınlar avaz avaz kapıya gelmeden acele et de az sevilmiş saçlarını uzun uzun okşat aşam serinine. Ne müthiş bir mucizedir ki, düz yolda aksamadan yürüyemeyen sen,  tüm kuşları kıskandıracak kadar  hürsün burada. Kimse anlamamış olsa bile, ben seni gördüm baba.

Topallayan ayağını severim.

 

 

*M.S. 2-4 Y.Y. inşa edilen pagan tapınağı, bugün Bodrum Mesih Camii olarak bilinir.

**Marmara Denizi

***Sultan III. Mustafa Han zamanında İstanbul'da Laleli semtinde yaşayan ve semte adını veren derviş.

Hiç yorum yok: