İnsanlar değil, tek biri var yollarımı kesen, pusuda bekleyen; ben! Kendi hayatımın önündeki bariyer benden başkası değil ve bana rağmen akan hayatın an be an cılızlaşan suyu karşısında ne acıdır ki paniklemiyorum bile.... Oysa korkmalıyım belki apansız gitmekten. Fakat ölümün anlık acı, birkaç günlük şoke edicilik olduğuna dair yavan deneyimler var zihnimin kuytularına. Öyle tanımsız bir kavşak ve öyle eli ayağı durmayan bir yavşak ki hayatın ortası, ahanda burası, bitirsen yazık, devam etsen muhtemelen sorular daha da kazık!
Nasıl ama kafiye? Güzel di mi? Vaziyette tam bu zaten; trajik ve zorla komik!
Teyzem acilde dünden beri. O acilde ben vicdanımla akan zaman arasında arafta. Tam yaşayacağım, bir durdurulma, bir engelleme geliyor sanki! Son üç yıldır hiç olmadığım kadar farkında ve bir o kadar da karışığım. Barajlar kurmuşum hayatla arama sırf korunayım diye ama öyle abartmışım ki yaşayamıyorum. Yaşarsam hele de fazla neşelenirsem sanki bir parçam utanıyor. Bana ne oluyor hiç bilmiyorum. Eğer deliriyorsam da deliriyorum ne yapayım!
Otomatik pilottaki uçak gibi bedenim. Hava korsanının da kendim olduğunu anladım, hala kımıldayamıyorum... Nasıl bir bariyer kurmuşum yaşamla arama? Tövbe tövbe!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder