Kucağıma torba dolusu taşbıraktığında sevgili kurt, onları senden ben istemiş olmama rağmen eve zar zor taşımıştım. O zamanlar keskin diş ve tırnakların sadece kendini savunmak için zannediyordum. Oysa artık biliyorum, senin ruhun paramparça… Avcı değilsin, sen kendi tuzağına düşmüş, canı yanan ve acıdan kendini paralayansın.
Yapma kurt.
Bak, herkes acını görüp, kalbine doldurduğun taşları iç denizinde sektiremez. Sana yapılan haksızlığı, yapılmasına izin verdiğin, kendini koruyamadın için hala taşıdığın, o kuyruğunun ucuna bağlanmış yüz tonluk haksızlığı, er geç bırakman gerekecek. Kendi canını yakmaya son ver ve hatırla, sen bir zamanlar iyi kalpliydin. Ormanda mutlu mesut gezinirdin. Çiçekler, tavşanlar ve en renkli, en neşeli kuşlar korkmadan sokulurdu sana. Hatırladın mı? Hatırladın tabii ve sana bunları anımsattım diye geçirdin dişlerini etime.Bana kızmak, beni ısırmak yerine, bir daha da hiç kimsenin kalbine taş doldurmasına müsaade etme olur mu?
Yuvana dön kurt. Aynaya bak, hatta uzun uzun bak. En sevdiğine bakarcasına, gözlerini kırpmadan bi bak. Kendini hatırla, neşene sahiplen. Ben mi? Beni boşver, bende kendi taşlarımı çıkartıyorum en derinlerimden. İnsanın sevdiğine yapabileceği en büyük jest bu olmaz mi? Ruhunu hafifletmek.
Korkma, o taşlarla seni yaralamaya kalkmayacağım. Uzak bir yere gömerim muhtemelen yada yedi denizin dibine yuvarlarım hepsini.
Son bir şey; tırnaklarını kesmek için acele ettiysem kusuruma bakma, kendini acıtanı görünce içim kaldırmıyor hemen bitsin istiyorum. Artık sen hazır olduğunda kendin halledersin. Ben iyi olacağım, aklın kalıyorsa, kalmasın. Üstelik ikimizi de affettim gitti, yaralı ve acısını öfkeye dönüştürmüş bir hayvandan aldığım ve karşılığını verdiğim ilk muharebe değildi.
Sağlıcakla kal, bu ormanda ve tüm diğerlerinde…
Kırmızı Saçlı Kız
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder