10 Ekim 2025 Cuma

 


Günaydın, 

Son birkaç sene kendimizi ayakta tutma gayretiyle geçti. Ama ne gayret! Yorulduk, tükendik hatta hastalandık. Arada güzel şeyler yaşanmadı diyemem, elbette iyi zamanlarımız da oldu fakat toplama bakınca zorlanma görüyorum. Hayatın gayet basit olduğunu bile bile insanın niçin bu kadar  geri düştüğünü de gerçekten bilmiyorum.

Zaman beni düşündürüyor. Bazen lastik gibi uzarken, çoğunlukla avuçlarımdan kaydığını hissediyorum. İkimizin arasında kazananı çoktan belirlenmiş bir yarış olsa da, kaybımdan kalan kazancı kolluyorum. 

Bu hafta Nefes'le derslerimiz başlıyor. Özledim ikimizi. Artık orta okul çocuğu oldu. Bambaşka bir yere evriliyor hayatı ve ben bu süreçte yanında olacağım için mutluyum.

Ayrıca yeni arkadaşlarım gezginlerle kampa gideceğimiz için de mutluyum! Bence bu uzun zamandır özlediğim orman seslerini getirecek bana. Sadece teyzemin iyileşmesi kaldı geriye....

Güzel bir hafta sonu olsun herkese.



28 Eylül 2025 Pazar

YENİ OYUN ARKADAŞLARIM


 

Günaydın İyi Pazarlar,

Bir süredir kendimi hafif hissediyorum. Elbette verdiğim üç beş kilonun ve gördüğüm tedavilerin faydası sonsuzdur ancak asıl güzellik kendime yepyeni oyun arkadaşları bulmuş olmam. 

Şanslı, zor, karışık duygularla geçen bir yazdı. Açıkcası sonbahar da öyle. Kendimi zaman zaman yüzeye çıkıp nefes alan balıklar gibi hissediyorum. Nefes almanın önemini unutmamaya çalışıyorum. 

Burhan hala kazıda. Bu ay sonu birkaç günlüğüne İstanbul'a gelecek ama bakalım ne zaman? Nefes'le dersler de henüz başlamadı, inşallah Ekim'le birlikte. Onlar da hayatıma dönünce doya doya oynayabilirim.

Ne kadar değerli birşey beklentisizce iyi zaman geçirmek. Havadan sudan konuşup şakalaşabilmek. Özlemişim. Sakince, nazikçe ve içtenlikle kendim gibi davranabilmeyi özlemişim. Birilerinin beklentilerini karşılamak zorunda olmadan, kendimi beğendirme veya onaylatma derdine düşmeden, öylece ve sadece orada olmayı özlemişim.


En çok istediğim şeylerden birini yaptım bu yaz, İstanbul Boğazı'nda yüzdüm. Hem de ne yüzmek! Hayatımın en beklentisiz, en sakin günlerine iki tane daha ekleyerek.

Şimdi sırada sonbahar ve kış var. Yaşamak, çalışmak ve eğlenmek için. Kelimelere dökmekte tutuk kalsam da yeniden oyuncu olmak hoşuma gitti demek istedim.

Oyunda kaldığımız güzel bir hayatımız, güzel bir Pazar günü olsun.

18 Eylül 2025 Perşembe

YÜKSELİŞ, DÜŞÜŞ VEYA YERİNDE SAYMAK

 




Günaydın,

Bence hepsi, herşey aynı kapıya çıkar, insan ölümlü. Yaşam su gibi akmakta ya da insan o suda akıp geçmekte. Durmayan bir devinimdeyiz. Hatta ölümden sonra bile. 

Düşünsene; çürüme, çürüyenin toprağa karışması, orada biten otu beslemesi, aynı otu kuşun böceğin yemesi, yediğini sıçması.... Dur durak yok! Hal böyle olunca da anın, anın getirdiklerinin geçiciliği içinde sağduyulu olmaktan gayrı çare yok. 

İnsanlara göre şekil alamayız, onların gelgeç hırslarının, anlık sevecenliklerinin bizi duygudan duyguya sürüklemesine izin veremeyiz. Zihnimiz de güvenilir birşey değil, ona hiç güvenemeyiz. İnsanı çöllere düşürmeyen, dağlara çıkartıp, denizlerde boğmayan tek  durum gözlemci olabilmesidir.

İnsan kendini bir fosil inceler gibi sakince izlemeli. Hangi duygu bizim, hangisi öğrenilmiş? Ne vakit ezberden okuyoruz? Hepsini bir bir yakalamalı. 

İnsan bu dünyaya mutlu olmaya değil, insan olmayı deneyimlemeye geldi. Hep hatırlamalı... Hatırlatmalı.




6 Eylül 2025 Cumartesi

HERŞEY TEKRARDAN İBARET, SIRF İNSAN ANLASIN DİYE....



Herşey tekrardan ibaret. İspatı mevsim döngüleri. İnsana defalarca şans veriliyor, baktığını görsün, gördüğünü anlasın, anladığını sevsin, kıymet bilsin diye.

İnsan kör, insan uykuda, insan unutmuş kendini haritada işaretlenmemiş uçurumlarda...

Kaç mevsimi ziyan ettikten sonra idrak edilir ki yaşananın son olma ihtimali? Kaç mevsim avuçlarımızdan kayıp gittikten sonra kıymeti bilinir sımsıcak bir çift çorabın ve yumuşacık şalların?

Kış kapıda. Kış zor bekliyor sırasını; ağırlığı, ödülleri ve cezalarıyla sabırsız... Bir kase çorbayla şansımıza gülümseyip, havalara uçacağımız erken inen akşamlar kapıda... Ama önce sonbaharı seveceğiz. 

Bu sabah yılın ilk yağmurunun şarkısıyla uyandım. Şükrettim sabahın serinine, kahvemin lezzetine, sarmaşığa düşen ilk sarı renge.

İlk sarı yaprağı düşündüm uzun uzun... Acaba farkında mı ne kadar cesur olduğunun? Diğerlerini usulca döngüye davet ettiğinin? Muhtemelen değil, öylece, kendiliğinden oluvermenin tevazusunda, düşünmeden akmanın sadece dönüşmenin büyüsünde... 

O ilk sarı yaprak olmak istedim bu sabah; usul usul rengimi değiştirmek, sessizce ilham olmak istedim geleceğe adım atmaya çekinen parçama. Sonucu ne olursa olsun diyerek, o ilk sarı yaprak kadar teslimde olmak istedim değişenler karşısında.

Nicedir çığ gibi büyüyen hastalıklar ve ölümler sardı etrafımızı. Sokaklarda korkuyla, tedirgin yürüyen kediler ve köpekler. Onların korkusuna elleri kolları bağlı seyirci kalan bizler... Bu sabah benim kadar şanslı olamayan, uyanamayan nice çocuk, genç Dünya'nın bir yerlerinde... Onlar uyanmadılar...

Ruhlarımızda ağır bir bulantı, bedenlerimiz direncini korumaktan utanmışken son inadımla, son gücümle mevsimi seyrediyorum. Bana bir sonbahar daha verilir mi hiç bilmiyorum?

Ne elin kolun bacağın, ne gözlerin, ne damağındaki tat... Hiçbiri sonsuza kadar senin değil. Verilirken de alınırken de teslim olmaktan başka çaren yoktu, hatırla. Tek gün var, tek saat, tek dakika ve sen o hangisi asla bilemeyeceksin... O halde benimle ol ve o ilk sarı yaprağı düşün şimdi, onunla bir, benimle bir, nefes alan, alamayan herkes ve herşeyle birlikte sadece ol. Sadece nefes al, hakkın olan nefesi uzun uzun al ve ver. 

Dünya'yı son defa koklarcasına içine çek rüzgarı ve sakince verirken mevsimi selamla benimle birlikte :)









3 Eylül 2025 Çarşamba

HELLO MY DEAR, IF YOU..






Canım benim,

İyi bir hayat mı istiyorsun? Olur tabii, olur da bunu sadece sen kendin için yapabilirsin. Samimiyetle, sakince, akışta kalarak ilmek ilmek dokuyacak, yaratacak ve yarattığın anın içine atlayıp, onunla akacaksın, hepsi bu :)))

Nereden bildiğimi sor tabii, sor ki anlatabileyim. Ben öbür türlüsünü çok denedim; kusursuz cümleler, upuzun sofralar kurdum. Evler boşalttım, evler döşedim. Diplomalar aldım. Okudum. Bişi bişi. Olmadı olmadı. Olamadı.

Ne zaman ki vazgeçtim ve saldım, iyi ve unutulmaz olanlar hep o vakit geldi yamacıma:)

İyi bir yaşam kabulde kaldığın, iyiliği bizzat yarattığın, iyiliğe inandığın zaman mümkün. Uzaktaki bir köy gibi değil, balkonundaki sarmaşık gibi düşün. Unutulmuşluğun acısını bırak, hatırlamanın ekşi tadını da. Yepyeni bir yemek pişir bu sabah, hiç tatmadığın baharatlar olsun içinde hem sana, hem hayata sürpriz!




26 Ağustos 2025 Salı

SONBAHAR GELDİ

Günaydın,

Bugün bana göre sonbaharın ilk günü, eğer sana göre hala yazsa, sorun yok, o da olur.

Dün sonbaharın ilk sabah yürüyüşünü yaptım. Artık haftada birkaç gün yürümenin zamanı geldi. Sabah saatleri yeterince serin. Sadece mutfağı toparlamakta zorlanıyorum. Çünkü domates kaynatmaktan, erik kavanozlamaktan yemek yapmaya gücüm, isteğim kalmıyor. Neyse, bu sabah iki kap yemek pişirmeye kararlıyım çünkü yarın annem gelecek.

İnsanın tahammülünü zorlayan yaz aylarını ardımızda bıraktığımıza inanamıyorum. Çok şükür! Yaz her sene sanki daha sıcak? Ya da yaşla birlikte öyle algılar olduk, emin değilim.

Bugün çok işim var. Önce Kadıköy, sonra Ziverbey ve ardından Osmanbey! İddialı di mi? Demiştim sonbahar geldi diye:)

24 Ağustos 2025 Pazar

AZ KALDI, AĞUSTOS BİTİYOR.

 

SENEYE BU ZAMANLAR, TAM ŞU AN NEREDEYİM?

Havuzdayım, kendi havuzumda. Arazinin ortasında, insansız, sessiz, seçtiğim hayatın tastamam içinde.

22 Ağustos 2025 Cuma

PARALEL EVREN, LÜTFEN, SENİ GÖRMEK İSTEMİYORUM...

 

Günaydın,

Zor bir geceydi. Rüya diyemeyeceğim, keşke hayalet olsaydı ama o da olmayan yine geldi... Ya da ben oraya gittim. Neyse.

Bu tür rüyalar epilepsi nöbetini andırıyor. Bittiğinde fazlasıyla hırpalanmış oluyorum. Anlıyorum, bana makul olanı seçtiğimi, diğer yolda zaten istenmediğimi söylüyor peki ama ben bunu tekrar tekrar duymak istiyor muyum? Onu soran yok....

Harabe sayılabilecek ama benim daha önce de annemle gittiğim bir evdeyiz. Altmışlı yılların sonundan üç katlı bir aile apartmanı. Biz annemle baktığımızda kiralıktı, bu defa da öyle ama herşeyi kırmışlar, pencereler bile plastik yaptırılmak üzere çıkartılmış. 

Evi dikkatle geziyorum. Dairenin sağında ve solunda dev salonlar var.. Oralar ne olacak, neden var? Zihnim mind the gab diye fısıldıyor...

Kapı kolları yaprak desenli pirinçti, dümdüz ruhsuz kromla değişmiş. Mutfağın üst dolapları sökülüp, yenileri sipariş edilmiş... Basamaklı, evin büyüklüğüne göre dar sayılabilecek ama sevimli bir mutfak.

Bir yandan asla doğru olmadığını seze seze ikimizi bu evin içinde hayal etmeye çalışıyorum. Acaba sana fazla mı basit gelecek? Endişeliyim, bu evde mutlu hisseder misin bilmiyorum...

Dün gece söylediğim gibi bambaşka değerlerimiz var, aynı şeylere eğilmiyoruz... Nasıl olabiliriz?

Havuz var. "Kullanabilir miyim?" diye soruyorum. "elbette" diyorlar.

Açmamam gerken bir kapı var, açıyorum. Şoke oluyorum, orta yaşlı çıplak kapınlar ve erkekler dans gibi garip bir ritüeldeler. Neler oluyor bu evde? Nasıl bir hayata evet demiş oluruz? Tedirgin oluyorum dev boşluklardan, dansçılardan ve tanımlayamadığım gizemden.

Bizim garipliğimiz bize yetmez gibi bu ev fazla mı kaçacak acaba?

Bana her zaman olduğu gibi hiç yardım etmiyor ve bu kararda da yalnız bırakıyorsun. Sen beni her olasılıkta, her evrende yalnız bırakıyorsun....





18 Ağustos 2025 Pazartesi

İYİ HAFTALAR

 

Günaydın, 

Bu sabah kuşlar yok. Kuşlar yok derken martılar ve kargalar var tabii, sadece serçeler ve sığırcıklar gelmemiş. Onları yok yazdım. 

Sarmaşık hala yeşil, çınarın rengi dönmeye başladı. Rüzgar yok. Nem oranı yüzde seksen yedi.

Biraz sonra pazara gideceğim. Mutlu muyum? Evet, hayattayım, elim ayağım tutarak kalkmışım ve kahvemi alıp balkona gelmişim. İstediğim marka kahveyi, istediğim sürede içerek güne başlayabiliyorum. Bu şans değilse nedir?

Dün Damla'nın kitapları Orhan'a teslim ettim. Orhan bizim mahallede harika bir sahaf açtı. Artık kitaplarımız onun. Bu hafta Tuna gelecek. Yarın yüzmeye gidiyoruz! 

Boğaz'a!

Bu sene denizle başka türlü bağlandığımı hissediyorum. Korktuğum yerden; karanlıktan, akıntıdan, sürüklenmekten... 

Elim, sağ elim titriyor. Sağlığıma epeyce dikkat etmeme rağmen hala yolun başındayım. Beslenme ve hareketliliği çözsem de stres yönetiminde ve zamanı kullanma becerisinde tökezliyorum. Son zamanlarda müziğe tutunuyorum, müzik dinlemek iyi geliyor. Tabii okumak da.

Neyse, dilerim hepimiz için güzel bir hafta olur :))


16 Ağustos 2025 Cumartesi

KENDİMİ KENDİM DEDİĞİM ŞEYİ SEVEMİYORUM.


Neden Dünya'dayız? Ağaçların, çayırların, kuşların bu konuda bir fikri olduğunu düşünmüyorum. İnsan sırf kibrinden anlam arıyor, öylece yaşamayı hazmedemiyor. Büyükleniyoruz. Ne için? Yok edebildiğimiz, hapsedebildiğimiz, deforme edebildiğimiz için mi? Ne büyüklük ama!

İNSAN sevmiyorum. Kendim dediğim şeyi de sırf bu yüzden, insan parçam yüzünden sevilesi bulmuyorum. Yaratmaktan, yaşatmaktan çok konfor arayan hal insana mahsus. İnsandan geçtiğimde seviyorum herşeyi ve herkesi, ruhların bir suçu yok.



15 Ağustos 2025 Cuma

BALKON

 

İstanbul'un en güzel parklarından birine yakın oturuyorum demiştim size. Peki en hoş çınar ağaçlarından biri bizim sokakta hem de benim balkonumdan rahatlıkla görünüyor demiş miydim?

Çok şanslıyım. Evimi ve sokağımı çok seviyorum. Denize ve martılara bu kadar yakın olmak büyük şans! 

Günaydın İstanbul.

14 Ağustos 2025 Perşembe

YAŞA


İçimdeki ses yaşa diyor bazen, hazır buralardayken yaşa gitsin. Böyle günlerde her an unutulmaz oluyor, tekrar tekrar döndürüyor insan zihninde. Dün, Ekin'in doğum günü kutlaması tam olarak öyle birgün oldu çünkü elli senelik hayalim gerçekleşti. Boğaz'da yüzdük!

Bu yaz yangınlar, depremler, yanardağ patlamaları, hastalıklar ve daha nicesiyle epeyce zorlamış olsa da ben Torba'da doğum günü kutladım, gece yüzdüm, bi de yetmedi İstanbul Boğazı'nda yüzdüm diye hatırlayacağım. Sanırım bardağın dolu tarafına bakacağım.


7 Ağustos 2025 Perşembe

YAZ YAĞMURU


Günaydın,

İstanbul halkı günlerdir kıvrana kıvrana beklediği yağmura nihayet dün gece kavuştu. Yağmur sabah karşı dört buçukta başladı ve hala devam ediyor. Eylül kokan sabahları özlemişiz, iyi geldi.

Hepimize güzel birgün olsun:)

5 Ağustos 2025 Salı

DELİLİK

 



Günaydın:)

Ben doğduğum günden beri yaşamak istiyorum. Doğumum da dahil tüm engellere rağmen gelmişim Dünya'ya ve ayağıma dolanan herşeye inat kalmışım buralarda. Zaman zaman aidiyet hissim zayıflasa, bitse ve gitsek tadına gelsem de aslında içimde çok ama çok güçlü bir parçacık var ve o yaşam dolu! Öyle ki beş insanlık falan.

Şimdilerde, bütüne verdiğim dikkati o parçama da vermem gerektiğini anlıyorum. Müzik seven, çiçek seven, hoplayıp zıplamak için can atan Elvan'a.

Deliliğim kafesinden çıkıp tüm Dünya'ya yayılsın istiyorum. Kabul görmediğim yerlerde dilenmek yerine, bana açılan kollarda dans etmek, dostlarımla keşiflere çıkmak. İçeride ve dışarıda aramaya devam etmek, kaşif tarafıma yeniden pabuçlarını giydirmek istiyorum. 

Deli gömleğim ve kaşif pabuçlarım, arzum budur yeni dönemden.




2 Ağustos 2025 Cumartesi

BAHTİYAR DEĞİLİZ HİÇBİRİMİZ

 

Keder ve atalet tozu mu serpiyorlar üzerimize? Kabulsüz, mutsuz, tatminsiz günlerden geçiyoruz. Bahtını sevememek hali var anın her zerresinde.

Herkes yaşamı askıya almış, mümkünmüş gibi. Ama içimizde bir kurt var ki, o gerçeği biliyor. Kimseye güvenmiyorum. Kocaman savaşların ortasında veya huzurlu bir vadide can vereceğimi ve bunun asla önemli olmadığını anlıyorum. Hiç ile biricik arasındaki yolun yalanını biliyor ve seziyorum. Daha iyisi mümkünken, seçilmeyeni seçmek konusunda atıl kalışım? İşte onu ne vakit affederim bilemiyorum.

Müzik ve rüzgarda saklanıyorum. Hiç kaçmadığım kadar kaçıyorum saatlerden, hiç kovalamadıkları kadar kovalıyorlar beni.

Sıkıldım.

29 Temmuz 2025 Salı

6:02- 8:22 SON ŞANS BALKONA KOŞMAK İÇİN!

 

Günaydın Kentlerin Kraliçesi Sakinleri,

Her yerde ambulans sesleri... Çöplerden yükselen kötü kokular... Denizden esen rüzgar koridorlarını kapatan akılsız mimarlar, müteahhitler.. Sokağa bir kaseye su koymaya erinen Ayşe Teyze... Hepinize günaydın!

Sadece size de değil, inadına insan kalanlar diğerlerine de günaydın!

Kazananı kaybedeni olmayan, öylece akıp giden hayatlarımızda küçük zaferlerle sevinip, mikro değerdeki şeylerle canımızı sıkmak nedir yahu? 

Tanrının laneti, insana olağanüstü bir ruh üfleyip, sonra da içine dünyevi olana yenilme nüvesi eklemiş olması değilse ne ola?

Terleyerek uyuyor, gece boyunca hortum gibi kendi etrafımda döne döne sabaha tam pişmiş döner tadında uyanıp, kedimi zar zor sever sevmez duşa koşuyorum. Katiyen kurulanmayarak kendime kahve yapıyor ve sahip olduğum sabah saatlerine şükrediyorum. Şükür ki ne şükür, en derinden, en içten.

Az zamanım olduğunun farkında, günün kalanına daha şimdiden saydırmadan, yapamayacağım işleri gözümde büyütmeden önce okuyor, sonra yazıyor ve yangınları, çölleri, sokakta çalışmak zorunda olanları düşüne düşüne susuyorum.

Gerçekten bu kadar çaresiz bir hiç miyim yoksa tembel tenekenin önde gideni mi asla emin olamayarak bismillah diyerek başlıyorum. Sahibime emanet!

28 Temmuz 2025 Pazartesi

MADDENİN SIVI HALİ İSTANBUL OLABİLİR.

 

Günaydın Ahali,

İstanbul'da cehennem provası yapan biz faniler, kuzeyin kuytu köşesinde serin serin yaz geçirenlere selam eder, haset değil ama soğuk rüzgarlara hasret deriiin imrenmelerle kıvrandığımızı söylemek isteriz. En azından ben isterim.

Sadece maddi konularda değil maneviyatta da en içerilerden, vicdandan ve merhametten sınava tutulduğumuz şu ahir ömrümüzde sanırım böylesi bir final haftası ne duyduk, ne de gördük. Korkunun kaygıya ve çaresizliğe karıştığı, birilerinin veya birşeylerin bizi daldan kiraz toplar gibi alıp alıp bi yerlere ve hatta başka alemlere savurduğu şu adını koyamadığımız halimiz nedir ve nice olur bilmiyorum.

Herşey ve herkese kulak mı tıkamalı yoksa en yakındakilere el uzatıp, ben bu kadarına yetebildim mi demeli hiç emin olamıyorum. Zaten hep söylüyorum ya, kafamın içindeki tiyatrodan kalbimi duyamıyorum. 

Benim kalbimin dili yok. Kopmuş. Bir zaman bir yerde çok konuşmuş ve hart diye kökünden sökmüşler. İşte bu yüzden havanın sıcağını dile dökebiliyorum ama içimdeki alevleri anlatacak kelime bulamıyorum...

Madenin sıvı hali Dersaadet, katı hali benim yüreğim mi?

27 Temmuz 2025 Pazar

EVDE OLMAK

 


Mutlu Pazarlar, tabii bunca felaketin ortasında mutlu olabiliyorsanız. Ben oluyorum valla. Sabah yataktan kalkıp balkona çıkınca, elime kahve fincanımı alıp kedimi sevince gayet mutlu oluyorum. Ha, o mutluluk güne sirayet ediyor ve beni tam zamanlı kurtarıyor mu derseniz, elbette hayır, sonuçta şehrin göbeğinde her birinizin maruz kaldığı bombardımandan bende nasibimi alıyorum.

Günlerce yüzmeme ve litrelerce su içmeme rağmen içim ateş parçası. Sadece ormanlara ve hayvanlara da değil, teyzeme, geleceğe ve gün ortası saatlere denk gelirsem de bildiğin etimdeki acıyla yanıyorum. Ne pis günlere kaldık demeyeceğim ama tuhaf zamanlara denk geldiğimizi inkar edemezsiniz.

Tüm mitolojilerin, tarihin, bilimin, simyanın, kimyanın ortaya karışık sunulduğu, hedonistlerle kölelerin aynı pistte dans ettiği çılgın bir partide gibiyiz. Hadi geçtim partiden de benim burada ne işim var? Ah, bir bilsem!

Evimdeyim. Evde oturmuyorum ama evime sığınıyorum. Hayvan gibi saklanıyor, mecbur kalmadıkça nükleer savaş çıkmışcasına dışarı çıkmıyorum. 

Teyzem hala hasta. iyileşecek mi, yoksa böyle böyle azalacak mı onu da bilmiyorum. Dizlerim daha iyi. Hala verilecek kilom, kasa dönüşecek yağlarım var. Sıcaktan kımıldayamıyorum.

Ama evdeyim. Kedimle evimdeyim ve bunun kıymetini çok iyi biliyorum.

Hadi hala mutlu olabilirsiniz bir dans müziğine, bir kadeh buz gibi şaraba bakar. Hadi ya, yaparsın.

24 Haziran 2025 Salı

...





                                                

                                           https://www.youtube.com/watch?v=jk4I0Y8SMd0

22 Haziran 2025 Pazar

TOPARLANMA ZAMANI

 

İyi Pazarlar,

Ben yavaş yavaş şehirdeki işlerimi tamamlayıp, yolculuk hazırlıklarımı yapıyorum. Eğer herşey yolunda giderse önümüzdeki hafta o çok özlediğim kıyıya varmış olacağım.

Kesinlikle şikayet etmiyorum ama gerçekten oradan şuraya, şuradan öteye koşmak bazen fazla kaçabiliyor. Tabii bu histe benim evimde olmayı sevmemin de etkisi çok. Malum Theo ve ben ev içi yaşantımızla ilgili mutluyuz, her gün sokaklara dökülüp birilerini görmek gibi arzularımız yok. Zaten ev içi hayatımıza ev etrafı da dahil olduğundan Dam Kedisi ve arkadaşlarının yemeği, kuşları seyretme seansı ve kahve vesaire derken öğle oluyor. Sonra kalıyor bize beş altı saat. 

Bodrum'da dinamikler farklı. Orada işin içinde deniz var. Deniz olunca da akan sular duruyor. Sabah daha insanın afyonu patlamadan suya koşması kadar güzel başka ne var derseniz, kahvesini alıp yeşilliğe bakarak içmek derim. Zaten daha önce de söylemiştim; artık her mevsimi seviyorum. Bazıları daha iyi fotoğraf verse de bana her biri olur.

Çantamı küçük tutmaya gayret ediyorum. Zira fazla ağırlık olmadan sakince taşınacak şeyler olursa Theo da, ben de daha rahat ederiz diye düşünüyorum. 

Odamız ve bir iki ay için hayatına katılacağımız dostlar hazır. Bizde hazırız. Orada da yazmaya ve okuma çok niyetliyim fakat blog bu işlerden ne miktar nasiplenir şu an bilemiyorum. 

Çok ama çok güzel bir Pazar günü dilerim hepinize.