Deney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deney etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2013 Salı

WWW.COKSIKILDIM.COM*

Rica ediyorum bloğumu okuyanlar bu ismi araklamasınlar. Çünkü 2013-2014 Sonbahar-Kış üretimlerimi bu sayfada toplamayı planlıyorum. Neleri mi? Şunları:
 
*İsale iyi gelen yoga hareketleri.  El mudralarının açıklamaları ve çizimleriyle ( ya da kabızlığa, nefes darlığına.... )
*Artık yünlerden atkı ve battaniye örme fikirleri; renk kombinasyonları ve motif seçenekleriyle
*Tatlı krizi geçirirken evde olanlarla idare edebileceğimiz tarifler , doğaçlamaya açık reçeteleriyle
*Uzak ülkelerde tanesi 5 lira olan yoga pantolonlarını 70 lira yerine 25 liraya nasıl bulursunuz önerileri, satın alma bilgileriyle............................................
Ve daha neler neler....
 
Kısacası sıkıntıdan çatlayanlara, çatlaklarına merhem olacak bir sayfa planlıyorum!

Zira iki haftadır evdeyim, bir yandan beli tutulmuş ve bağırsakları ilaçlar yüzünden kontrolden çıkmış anneme bakıyorum, diğer taraftan arada bir pazara gidip sebze, meyve alıp reçel, salça falan yapıyorum. Kışın değerlendirilmek üzere yün sepetleri hazırlıyor, bu sene bitmeden-inşallah!- yazacağım yoga/hikaye kitabım için ilham bekliyorum.
 
Ev hayatını sevdiğim gerçek. Doğduğumdan beri içimde bir köylü teyze yaşıyor  ama bu öyle acayip bir teyze ki sanki arada sırada gizlice kitap okuyor, televizyon seyredip, seyahat planları yapıyor ve olmadık zamanlarda bavulu toplayıp sırra kadem basıyor! Düşünsenize ayağında şalvarla Londra sokaklarında cirit atan bir teyze var içimde ve öyle kontrolsüz takılıyor.
 
Bizim yaramaz teyzeler ( www.yaramazteyzeler.blogspot.com ) de bu içimdeki teyzenin bir yansıması aslında; çünkü Agi de evle ilgili şeyler kadar seyahat etmeyi  seviyor. Yani bence onun içinde de bir köylü teyze var. Ne kadar mürekkep yalasa, on numara beş yıldız giyinip taransa da kurabiye pişiren, kızlarına reçel yapan o teyzeyi herşeyden çok seviyor ve koruyor.
 
İnsanın içindeki kadınlarla tanışması ve barışması epeyce zaman alan bir durum. Zaten ha dediğinde olaydı, yıllarla yavaş yavaş gelen deneyimlerin anlamı kalmazdı. İnsanın teyze olması için yaşının  en az kırk olması şart:)
 
Kısacası Agi ile yaramaz teyzeler sayfamızda yazmaya, eğlenmeye, burada da en sefil şekilde mızmızlanmaya devam ederken, bu aralar bi fikir daha doğurasım var, zira dabulyu dabulyu dabulyu nokta coksıkıldım nokta kom olmalı!
 
*rica ederim ı ve i meselesine bu kadar takılmayın.
 
 

16 Haziran 2009 Salı

Çok İsterim Tabii Ama...Ve Fakat...

İş çıkışı, adı lazım olmayan ama kendisi hayatımda gayet gerekli ve de ehemmiyetli bir dostuma uğradım. Rahat rahat "dostum" diyorum çünkü dostluğu zamanla, mesafelerle değil, paylaşımların samimiyetiyle ve derinliğiyle ölçmeyi nicedir öğrendim. Malum öğrenmenin yaşı yok.


İki kadın karşılıklı oturunca - bir kaç yoğun haftanın kurbanı olan rutin görüşmelerimiz ertelene ertelene- takdir edersiniz ki anlatılacaklar listemiz alıp başını gitmişti. Sen anlat, yok bi dakika ben anlatacağım derken bir şey konuşamadan ayrıldık sayılır. Ana haber bültenlerinde özet geçen dakikalar gibi hızlıca bitirdik zamanı. Ama en ilginç son dakika gelişmesi erkekler hakkındaydı!


Otuzbeş senelik hikayelerimizi değiştirmeye ve bir nesli yok eden "ömür boyun aşk" masalını ipte sallandırmaya karar verdik. Detay anlatacağımı sananlar yanılıyorlar. Ha anlatmayacağımı sananlar iki katı yanılıyorlar. Mesela şudur ki; önce deneyeceğiz, sonra hemcinslerimizle paylaşacağız. Küçük bir ipucu verirsek: makyajsız asla sokağa çıkmayacağım, namusum, şerefim gibi zırvaların ve elbette güneşin izin verdiğince açılıp saçılacağım, ayrıca her kompliman yapan adama da sille tokat girişmeyeceğim! Dövmeden evvel, onunla evlenmem gerekmediğini, aslında iki kelam konuşursa belki hoşuma bile gidebileceğini kendime çimdik atarak hatırlatacağım!


Bunlar için söz verdim. ( ben ne yaptım yahu??? ) Verdim vermesine ama uygulamada çuvallayacağım gibi güçlü bir his var içimde. Mesela ne kadar sürede bir ruj tazelenmesi gerektiği bu saatten sonra öğrenilir mi? Ayrıca o rujlar kanserojen değil mi? Organik olanları var mı? Sadece parlatıcı kullansam olmaz mı? Hem her iki kadeh içip güzelleşmiş abinin, yerli yersiz sohbetine gülümsemek bana ne kazandıracak? Asıl içip, abiyi güzel görmesi gereken ben değil miyim? Peki ben içip eğlenirken egom nerede saklanıyor olacak? Sonraki günlerde aynı abiyi başka bir yerde, bana bakıp sırıtırken gördüğümde bi güzel benzetmeden nasıl huzur bulacağım?


Hem bu dekolte denilen şeyden kasıt nedir? Malum Avrupa'da değiliz, biri bana saldırırsa "azıcık sevgi ve şefkat arıyordum ki, bakınız ne oldu!" mu diyeceğim savunmamda? Beni karakollardan kim toplayacak?


Kızma kızma canım dostum benim, vallahi deneyeceğim. Sen ki Gavuristan'dan bu derin duygu ve gözlemlerle dönmüşsün, elbette dikkate alacağım söylediklerini. Hem kalbim tam takır kuru bakır. Hani boş buzdolapları için "fare düşse kafası yarılır" denilir ya, işte tam o hesap! E malum yirmibir yıl sonra boşalan bir kalbi ikinci el pazarına sürmek ve de neyle takas ettiğine dikkat etmemek pek kolay olmayacak. Ama söz; yarın gidip ruj almayan, kendini toplumun refahı ve ikinci tura dönen kadınları için deney gurubuna dahil etmeyen, yazdığı kadar yaşarken dürüst olmayan taş olsun!


Devam Edecek....




Not. Bu fotoğrafla hiç şansım yok biliyorum. Ama blog okurları gelişmeleri an an takip edebilsin diye diyetisyenlerin yaptığı gibi önce ve sonra fotoğrafı koymak istedim. Bakınız deneyden önce:))