Karaya vurmuş balık gibiyim; ne denize dönecek gücüm, ne de güneşten saklanma isteğim var. İyi sopa yemiş gibi yorgun, toparlanacağımı bildiğimden sakinim. İlk kez gelmiyorum aklımla kalbimin sınırına ve besbelli son da olmayacak.
Benim Dünya sınavım besbelli sevgi. Her defasında daha da zor bir paketle karşıma çıkan, kafamı, hayatımı karıştıran ve nedense hep ama hep en zor günlerime denk gelen... Yeni seneyi böyle karşılayacağımı düşünmemiştim. İçinde zor fakat dayanışmadan yana şanslı günler umuyordum. Oysa hikayenin daha en başında yine uçsuz bucaksız ovalık arazideyim.
Korkuyorum ben, üstelik çok ama çok korkuyorum, yakınlığın her türlüsünden deli gibi korkuyorum. Acı çekmekten değil, düştüğüm yerden kalkamamaktan korkuyorum. Her korktuğumda beni sevmek isteyeni incitmekten korkuyorum. Ve korku korktuğumu yaşatıyor. Belli ki artık kabul etmem lazım. Benim bu hayatta payıma düşen kuşlar, kediler ve ağaçlar. Şu Dünya'da beni ısıtacak tek şey de güneş. Kabul edeyim gitsin!
Hoşgelmiş kabullenişlerin senesi. Hoşgelmiş sabaha pembe bulut bırakan periler.
