Kış bitimsiz gibiydi, bitti. Seneca demiş "başlayan herşey biter" diye ve haklı; sahiden bitiyor. İyi veya kötü olaylar, ilişkiler, zarar, ziyan, kar hepsi geçiyor, gidiyor.
Bu sabah şöyle baktım da, doğa aklını kaçırmış olmalı; son yağışlardan sonra inanılmaz gözalıcı görünüyor çayır çimen. Sabah, yağan yağmurun yumuşacık serinliğinde üşümeden ve ıslanmadan, üstelik güneş koruyucuya ihtiyaç duymaksızın yürümek iyi geldi.
Kuşlar memnun, kediler memnun, ben niye olmayayım ki dedim kendime. Herkes bahtıyla yar ise bende bahtiyar olabilirim. Olabilirdim de eğer önümdeki su birikintisine yansıyan dalların fotoğrafını çekmeye kalmasaydım.
Kısacık, ufacık bir an nasıl da güçlü çağrışımlar yapabiliyor insanın hafızasında! Sabahın beni neden böylesine gevşettiğini ve aynı anda hüzünlendirdiğini anımsadım birden.
Bundan uzun yıllar önce, ama sahiden uzun, hani neredeyse yarım asır evvel, yaşadığımız kasabada yağmur günlerce dinmez, dere yatakları taşar, komşu komşuya gidemez olurdu. Evindeki erzakla öylece kalakalırdı herkes bir tür inziva gibi. O vakitlerde beton direkler henüz dikilmediğinden yağmurun şiddeti elektrik ve elbette telefon hatlarını da etkilerdi. Gündüz hadi neyse de akşam çökünce bir iki saat daha yağ kandilleri ve mumlarla idare eder ve sonra erkenden yatardık.
Henüz okula gitmiyordum ve en iyi eğlencem tüm gün resim çizmekti. Boyama kalemlerinin her türlüsüyle balkon kapısının önündeki alana yayılır ve başlardım boyamaya. Orayı özellikle severdim, çünkü yalnız değildim. Balkon kapısının camında kendi aksimi görür ve benimle beraber bir arkadaşımın da resim yaptığını hayal ederdim. Belki isim bir vermiştim ona ama hatırlamıyorum. Günlerce bıkmadan usanmadan boyar dururduk kağıtları. Özellikle babamın kurutemizlemeciden gelen kıyafetlerinin sarıldığı ve tam ortasına oturarak resim yapabildiğim dev kağıtları severdim. Bu kocaman çarşaf gibi kağıtlar boyamakla bitmezdi.
Sonra yağmur diner, güneş açar ve ev sahibimizin babası Hüseyin Dede el radyosuyla bahçeye çıkardı. Kim bilir hangi Ege Türküsünün çaldığını duyar duymaz bir sonraki yağmura kadar hayali arkadaşımı unutur bahçeye fırlardım.
Peki şimdi ne olmuştu da bu ayaklarımın ucundaki su birikintisiyle cup diye düşmüştüm harmandalının ortasına? Besbelli yalnız hissetmiştim bu kış ve uzun gelmişti tekbaşınalık.
Yavaş yavaş eve doğru yürürken kuru pastelleri nereye koyduğumu düşündüm. Spotfy da Ege Türküleri dinleyerek, arkadaşımın adını anımsamaya çalışarak bekleyecektim güneşi. bahtımla yar olacaktım ince ince